
Çorum’daki 8 bin yıllık geçmişe sahip Hattuşa Antik Kenti’nde kazı çalışmaları sürüyor. Son olarak Asur Ticaret Kolonileri Çağı’ndan kalma küpler ortaya çıkarıldı.
Çorum’un Boğazkale ilçesinde bulunan 8 bin yıllık geçmişe sahip Hattuşa Antik Kenti’nde yürütülen arkeolojik kazılarda, yaklaşık 3 bin 800 yıllık olduğu değerlendirilen depolama veya ticaret merkezi açığa çıkarılıyor.
UNESCO Dünya Kültür Mirası ve Dünya Belleği listelerinde yer alan Hattuşa Ören Yeri, Anadolu’nun ilk medeniyetlerinden Hatti ve Hititlerin kültürel mirası ve milattan önce 6 binli yıllardan izler taşıyor. Etrafı 7 kilometre surla çevrili antik kentin yerleşim alanı ise iki kilometrekareye yayılıyor.
Alman Arkeoloji Enstitüsünce yürütülen kazılarda, Hitit medeniyetine yaklaşık 450 yıl başkentlik yapan Hattuşa Antik Kenti’nin Kalkolitik Çağ, Hitit öncesi, Hitit dönemi, Demir Çağı, Galat dönemi, Bizans dönemi ve Roma dönemine ait kalıntıları gün yüzüne çıkarılıyor.
Prof. Dr. Andreas Schachner başkanlığında 2006’dan bu yana yürütülen çalışmalarda bu yıl antik kentin Kral Sarayı ile Büyük Tapınak arasında yer alan Büyükkale Kuzeybatı Yamacı’nda Asur Ticaret Kolonileri Çağı’ndan kalma depo ve ticaret merkezi keşfedildi.
Dik yamaca teraslama yöntemiyle yerleştirilen 16 büyük küpün açığa çıkarıldığı bölgede kazı çalışmaları sürüyor.
YENİ BULUNTULAR HİTİT ÖNCESİ DÖNEME AİT
Kazı başkanı Schachner, depolama merkezinin milattan önce 1800-1750’li yıllara ait olabileceğini belirlediklerini söyledi.
Hattuşa Antik Kenti’nin tarih boyu birçok medeniyete ev sahipliği yaptığını, Hititlerden önce “Hattuş” ismiyle anıldığını belirten Schachner, “Buradaki kazılarla birçok dönemi ortaya çıkardık. Şu anda bulduğumuz en eski dönem Asur Ticaret Kolonileri Çağı’na ait. Yani Hitit öncesi dönem. Milattan önce 1800-1750’li yıllara tarihleniyor. O dönemki adıyla ”Hattuş” kentinde Aşağı Şehir bölgesinde Asurlu tüccarların bir kolonisi vardı.” dedi.
Schachner, sözlerine “Bu bölgede en alttaki tabakada yamaca gömülerek, hatta basamak yapılarak, teraslama yapılarak kurulmuş bir depolama binasının batı kısmını görüyoruz. Buradaki büyük küplerde Orta Tunç Çağı’nda, Karum döneminde erzaklar, tarladan gelen ürünler biriktirilip depolanıyordu.” diye devam etti.
“İNSANLARIN DOĞANIN GÜCÜYLE NASIL MÜCADELE ETTİĞİNİ GÖRÜYORUZ”
Hattuşa Antik Kenti’nde 1960’lı yıllarda yapılan arkeolojik kazılarda Büyükkale Kuzeybatı Yamacı’nın 30 metre kuzeydoğusunda şimdikine benzer bir yapı bulunduğunu dile getiren Schachner, Yani biz sanki o dönemin Hattuş kentinin ticari merkezine ve depolama merkezine denk gelmişiz. Aynı zamanda buradan başka şeyler de anlıyoruz. Bu yapı, büyük bir heyelanla tahrip olmuş, yok olmuş. Sonra Hititler buranın üzerine binalar yapmış ama onların binaları da heyelandan nasibini almış. Bu yamaçta insanların doğanın gücüyle nasıl mücadele ettiklerini ve pes etmediklerini görebiliyoruz. Bu çok ilginç bir şey.” dedi.
Heyelanın tahrip etmiş olmasından dolayı küplerin depolama kapasitesini belirleyemediklerini söyleyen Schachner, “16 küp tespit edebildik. Hacminin ne kadar olduğunu bilemiyoruz. Ancak bayağı büyük olması lazım.” dedi.
Kazılarda küplerde depolanan ürünlerle ilgili henüz bulguya rastlamadıklarını belirten Schachner, küplerin içinde toprak, çamur gibi şeyler olduğunu ve botanik araştırması yapılacağını söyledi.

