
FERİT ZENGİN / HABER MERKEZİ – İstanbul merkezli 14 ilde düzenlenen “üreme çetesi” operasyonu sürüyor. Soruşturma aranan 2 donör kadın dün Sabiha Gökçen Havalimanı’nda Kıbrıs’taki nakil işlemlerinden dönerken gözaltına alındı. Yaklaşık 2 milyon euroluk para trafiğinin tespit edildiği soruşturmada gözaltı sayısı 44 oldu. Dokuz firari aranıyor.
Yılda 12 kez…
Kadınların üreme yetenekleri üzerinde kurulan baskı ve çocuk doğurmak için kullanılmaları anlatılırken soruşturmada ortaya çıkan tecrit, düşük ücret ve yumurta transferi iddiaları, Margaret Atwood’un “Damızlık Kızın Öyküsü” romanını hatırlattı. Nakil işlemleri için Kıbrıs, Gürcistan ve Arnavutluk’a götürülen kadınların işlem öncesinde ve sonrasında 10-15 günlük tecrit dönemlerinden geçirildiği tespit edildi. Kadınlara donörlük karşılığında 60 ila 80 euro ödendiği, elebaşı olduğu belirtilen Hacer Tekne’nin ise Kıbrıslı Doktor Hayat İzel’in başında bulunduğu klinikten her transfer için 100 euro aldığı öğrenildi. Kadınların her ay 1, yılda 12 kez transfer amacıyla yurt dışına çıktığı belirlendi.
Öğrenci, garson…
Tekne’nin donörlüğe yönlendirdiği kadınlar arasında eski hayat kadınları, konsomatrisler, üniversite öğrencileri, garsonlar ve tekstil işçileri de bulunuyor. Soruşturmada 4 kadının firari olduğu öğrenildi. Yaşları 22 ile 32 arasında değişen kadınların ekonomik sıkıntılar nedeniyle yumurta donörlüğünü kabul ettiği belirlendi.
Sayı artırma iğnesi
Donörlüğü kabul eden kadınların, İstanbul Pendik’te şüpheli Dr. Soner S. ile Ankara’daki 2 jinekolog tarafından yumurta ve rahim kontrolünden geçirildiği belirlendi. İğne ve ilaç kullanmayı kabul eden kadınların tecrit evlerinde yumurta geliştirme sürecine alındığı, bu tedaviyi kabul etmeyenlerin ise donörlüğe alınmadığı öğrenildi. Tekne’nin evliyken ilişki yaşadığı eczacı sevgilisi Muharrem Ş’nin de şebekeye yumurta sayısını artırma ve diğer ilaçları sağladığı öne sürüldü. Kullanılan hormon iğneleriyle yumurta sayısının 40’a kadar çıkarıldığı iddia edildi. Hacer Tekne’nin suçlamaları kabul etmediği, kendisinin de donörüm olduğunu belirtip, “Paraya ihtiyacı olanlara tavsiyelerde bulundum” dediği öğrenildi.
Üç şebeke daha var
Soruşturmanın yurt dışındaki nakil ayağının Kıbrıs, Gürcistan ve Arnavutluk’ta bulunduğu belirlendi. Nakil işlemlerinin yapıldığı merkezlerdeki gizlilik protokolleri nedeniyle bu yöntemle kaç kadının hamile kaldığı, kaç çocuğun dünyaya geldiği ve kadınlarla çocukların sağlık durumlarına ilişkin bilgilere ulaşılmasında güçlük yaşandığı öğrenildi. Polisin İstanbul’da 3’ten fazla benzer şebekeyi daha tespit ettiği bildirildi.
Beş yıla kadar hapis
Türkiye’de yumurta donasyonu ve üreme hücrelerinin alım satımı yasak kapsamında. Para karşılığında veya bağış yoluyla kadın üreme hücresi donörü olmanın cezası 3 yıldan 5 yıla kadar hapis ve bin günden 2 bin güne kadar adli para cezası olarak düzenleniyor.

YUMURTA BAĞIŞIYLA DOĞUMDA SOY BAĞI NASIL BELİRLENİR?
BABALIKTA 300 GÜN KURALI
EREN KOCA / HABER MERKEZİ – Avukat ve öğretim görevlisi Özlem Şen, “yumurta transferi”yle ortaya çıkan soybağıyla ilgili merak edilen soruları Milliyet için yanıtladı.
Türk hukukunun uygulandığı durumda temel kuralın Türk Medeni Kanunu’nun 282. maddesi olduğunu anımsatan Şen, “Çocuk ile anne arasındaki soybağı doğumla kurulur. Bu nedenle başka bir kadının yumurtası kullanılmış olsa da çocuğu doğuran kadın hukuken annedir. Yumurta veren kadın yalnızca genetik bağlantı nedeniyle hukuki anne olmaz. Baba ile çocuk arasındaki soybağı ise anneyle evlilik, tanıma veya hâkim kararıyla kurulur. Kanunun 285. maddesi uyarınca evlilik devam ederken veya evliliğin sona ermesinden itibaren 300 gün içinde doğan çocuğun babasının ‘koca’ olduğu kabul edilir. Dolayısıyla yumurta bağışı kullanılması, çocuğu kendiliğinden ‘soybağı olmayan’ bir duruma düşürmez” dedi. Şen, yabancı unsuru bulunan olaylarda ise önce hangi ülke hukukunun uygulanacağının belirlendiğine dikkat çekti: “5718 sayılı Kanun’un 16. maddesi, soybağının kuruluşunda öncelikle çocuğun doğum anındaki millî hukukunu esas alır; soybağı kurulamıyorsa sırasıyla başka bağlantı kurallarına başvurur.”
Yaptırım nedir?
Türkiye’de yasağın yalnızca para karşılığında yumurta satışını kapsamadığını vurgulayan Şen, şunları söyledi: “Başkasına ait üreme hücresi veya embriyo kullanılarak donasyon yapılmasını; bu amaçla bağış, satış, kullanım ve aracılık gibi işlemleri de yasaklıyor. ‘Ücretsiz bağış’ olması yasağı ortadan kaldırmıyor. Bağışlayan, kullanan, alım satım yapan, aracılık eden veya bu fiillere yönlendiren kişiler bakımından, fiil daha ağır cezayı gerektiren başka bir suç oluşturmuyorsa, 3 ila 5 yıla kadar hapis ve 1000 günden 2 bin güne kadar adli para cezası öngörülüyor. ‘Bu yöntemle çocuk sahibi olan her anne ve baba otomatik olarak cezalandırılır’ denilemez. Ceza sorumluluğu şahsidir. İşlem yurt dışında gerçekleşmişse Türk ceza hukukunun uygulanma koşulları da ayrıca incelenir.”
Çocuk cezalandırılmaz’
Çocuğa, dünyaya geliş yöntemi nedeniyle ceza uygulanmaz. Çocuk Koruma Kanunu’nun 3, 4 ve 5. maddeleri uyarınca sonuç şudur: Yumurta bağışıyla doğmuş olmak, tek başına çocuğun ailesinden alınarak devlet korumasına yerleştirilmesi için yeterli değildir. Belirleyici olan, çocuğun güvenliğinin ve gelişiminin tehlikede bulunması, ihmal veya istismar edilmesi ya da bakımının sağlanamaması gibi somut koşullardır. Koruma tedbiri çocuğun ihtiyacına göre değerlendirilir.
‘DAHA FAZLASI İÇİN HORMON KULLANILIYOR’
DİDEM SEYMEN – Yumurta donörlüğünde aynı döngüde birden fazla yumurta geliştirmek amacıyla hormon ilaçları kullanıldığını belirten Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Prof. Dr. Bülent Duran, özellikle tekrarlayan uygulamaların ciddi sağlık riskleri taşıyabileceğine dikkat çekti. Çok sayıda donörlük işlemi geçiren kadınların uzun dönem sağlık sonuçlarına ilişkin yeterli takip verisi bulunmadığını belirten Duran, her işlem öncesinde tıbbi değerlendirme yapılmasının, kullanılan ilaçların ve işlem sayısının kayıt altına alınmasının ve uzun süreli sağlık takibinin önemini vurguladı.

