
Yaz sıcaklarıyla birlikte her yıl benzer acılar yaşanıyor. Bu kez adres Mardin’in Mazıdağı ilçesiydi. Güneş altında kalan otomobilde uyuyakalan 4 yaşındaki Muhammed Aras Temel, kaldırıldığı hastanede yaşamını yitirdi. Uzmanlara göre çocuklar araç içinde yetişkinlerden çok daha kısa sürede sıcak çarpmasına maruz kalabiliyor. Çünkü çocukların vücut ısı düzenleme sistemi henüz tam gelişmediği için vücut sıcaklığı çok daha hızlı yükseliyor. Peki güneş altında bekleyen bir araçta dakikalar içinde neler oluyor?
ARAÇTA ÇOCUK BIRAKMANIN GÖRÜNMEYEN TEHLİKESİ
Milliyet.com.tr bu soruların yanıtını çocuk sağlığı uzmanlarından, acil tıp hekimlerinden ve hukukçulardan aldı. Uzmanlar, güneş altında kalan bir aracın kapısı açık olsa bile ölümcül risk oluşturabileceğini, çocukların vücut ısılarını yetişkinler gibi dengeleyemediğini ve kritik sürecin sanılandan çok daha kısa sürdüğünü anlattı. İşte dakika dakika sıcak çarpmasının vücutta yarattığı etkiler, doğru ilk yardım uygulamaları ve bu tür vakaların hukuki boyutu.
KAPISI AÇIK ARAÇTA UYUYAKALDI, KURTARILAMADI
Mardin’de iddiaya göre ailesine ait kapısı açık otomobile binen 4 yaşındaki Muhammed Aras Temel, bir süre sonra araçta uyuyakaldı. Güneş altında kalan araçta fenalaşan küçük çocuk, ailesi tarafından hastaneye kaldırıldı.
İlk müdahalede havale geçirdiği belirlenen Muhammed Aras, Mardin Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne sevk edildi. Tedaviye alınan çocuk, doktorların tüm müdahalelerine rağmen bugün yaşamını yitirdi.

Türkiye, 4 yaşındaki Muhammed Aras’ın güneş altında kapısı açık bir otomobilde yaşamını yitirmesiyle sarsıldı. “Kapısı açıktı, nasıl olabilir?” sorusu ise binlerce kişinin aklındaki ortak soru haline geldi.
ÇOCUKLAR SICAĞA NEDEN YETİŞKİNLERDEN DAHA HIZLI ETKİLENİYOR?
Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Hilal Mocan, çocukların vücut ısı düzenleme sisteminin yetişkinlere göre henüz tam olgunlaşmadığını belirterek, bu nedenle sıcak ve soğuktan çok daha kolay etkilendiklerini söyledi.
Prof. Dr. Mocan, şu ifadeleri kullandı: “Çocukların vücut ısı düzenleme yani termoregülasyon sistemi yetişkinlere göre tam olgunlaşmadığı için sıcak ve soğuktan daha kolay etkilenirler. Yani daha hızlı ısı kaybederler veya sıcakta daha kolay aşırı ısınırlar. Ter bezleri vardır ama bebeklerde ve yaşı küçük çocuklarda terleme kapasitesi yetişkinler kadar etkili değildir. Bu yüzden vücutlarını serinletmeleri daha zordur.
Üçüncü fark, vücut ısıları daha hızlı değişir. Dördüncü fark, ısı üretme mekanizmaları farklıdır. Beşinci fark ise davranışsal korunmalarının yetersiz olmasıdır. Yani sıcaklık arttıkça üstünü soyunma, gölgeye geçme veya su içme gibi önlemleri kendi kendine alamazlar. Çocukların termoregülasyon sistemi erişkine göre daha hassas olduğundan aşırı ısınma yani hipertermi veya hipotermi yani aşırı soğuma açısından daha yüksek risk taşırlar.”
TEHLİKENİN BELİRTİLERİ
Güneş altında kalan bir araçta çocukların ne kadar sürede kritik tabloya ulaşacağına ilişkin net bir zaman verilemeyeceğini belirten Prof. Dr. Hilal Mocan, sürecin çocuğun yaşına ve çevresel koşullara göre değiştiğini söyledi.
“Çocuğun yaşı, ortam sıcaklığı, nem, güneş altında kalma süresi, sıvı durumu ve eşlik eden hastalıklar bu süreci önemli ölçüde etkiler. Ancak ilk dakikalar ve ilk saat içindeki beklenti şu şekildedir. Vücut ısısı yükselmeye başlar. Çocukta huzursuzluk, halsizlik, aşırı susama hissi, baş ağrısı ve mide bulantısı görülebilir. Daha sonra, yani vücut ısısı yaklaşık 40 derece civarına veya üstüne çıktığında ısı düzenleme mekanizmaları yetersiz kalabilir. Çocukta bilinç bulanıklığı, sersemlik, uyku hali ve davranış değişiklikleri gelişebilir. Bu durum sıcak çarpması olarak değerlendirilir ve acil müdahale gerektirir. Tedavi gecikirse dakikalar içinde veya daha uzun sürede beyin, böbrek, karaciğer ve kas dokusunda hasar başlayabilir. Hasarın ne kadar hızlı gelişeceği kişiden kişiye değişir. Yani yarım saat mi, bir saat içinde mi, iki saat içinde mi? Bu şekilde bir zaman eşiği yoktur.”
“BEYİN HÜCRELERİ ETKİLENİYOR, HAVALE RİSKİ ORTAYA ÇIKIYOR”
Sıcak çarpmasının ilerlemesi halinde beyin üzerinde ciddi etkiler oluşabileceğini belirten Prof. Dr. Hilal Mocan, tedavide gecikmenin kalıcı hasara yol açabileceğini ifade etti.
“Yükselen vücut ısısı beyin hücrelerinin normal çalışmasını bozar. Sinir hücreleri aşırı uyarılır. Bilinçte bozulma gelişebilir. Bazı çocuklar havale geçirebilir. Isı düşürülemez ve tedavi edilmezse nöbet uzayabilir, beyin ödemi ve kalıcı nörolojik hasar riski ortaya çıkabilir. Çocukta ısı çarpması hızlı ilerleyebildiği için dakikalar önemlidir.”
“UYUYOR SANILABİLİR’ AMA ASLINDA BİLİNÇ KAYBI GELİŞİYOR OLABİLİR”
Araç içindeki çocukların sessizleşmesinin aileler tarafından normal uyku hali olarak değerlendirilebildiğini söyleyen Prof. Dr. Hilal Mocan, bunun en büyük risklerden biri olduğuna dikkat çekti.
“Çocuk araçta bilincini kaybettiğinde veya uyku haline geçtiğinde bunu fark etmemiz zor olabilir. Çünkü uyku ile bilinç kaybı birbirine benzeyebilir. Sıcak çarpmasının ilk belirtileri sessiz olabilir. Yani huzursuzluktan sonra sessiz bir dönem, ardından uykuya meyil görülebilir. Küçük çocuklar yardım isteyemeyebilir. Sıcak hissettiğini ya da susadığını söyleyemeyebilir.
Eğer çocuk daha küçük yaştaysa ve oto koltuğunda oturuyorsa arkaya dönük oturduğu için yüz ve göz takibi yapılamayabilir. Araç içinde aşırı gürültü varsa, çok yüksek sesle müzik dinleniyorsa veya sürücünün dikkati dağınıksa çocuğun normalden sessiz olduğu fark edilmeyebilir.
Bu nedenlerle çocuğu asla arabada, kapısı açık olsa bile sıcakta ve güneş altında bırakmamak gerekir. Çocuklar bu konuda çok hassastırlar. Onun için çocukları arabada yalnız olarak; camlar kapalı, kapılar kapalı ya da hepsi açık olsa bile bırakmamak gerekir.”
“İLK 1-2 DAKİKADA YAPILACAK MÜDAHALE HAYAT KURTARABİLİR”
Kocaeli Üniversitesi Acil Tıp Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Serkan Yılmaz, sıcakta fenalaşan bir çocukla karşılaşıldığında ilk dakikaların kritik olduğunu belirterek, sağlık ekipleri gelene kadar uygulanacak doğru müdahalelerin hayati önem taşıdığını söyledi.
Prof. Dr. Yılmaz, şu bilgileri paylaştı: “Çocuk/hasta hemen gölge veya serin, klimalı bir ortama alınmalı. Fazla kıyafetleri çıkarılmalı. Bilinç durumu ve nefes alışını kontrol edilmeli. Bilinci kapalıysa ve nefes alıyorsa yan yatış pozisyonuna (koma pozisyonu) getirilmeli. Kusarsa kusmuğu ile boğulmaması için bu önemlidir. 112 hemen aranmalı. Özellikle 112’yi aramak asla ertelenmemeli, bu adım geciktirilmemelidir.
Serinletme için ılık veya serin (buz gibi soğuk değil) suyla cilt ıslatılıp vantilatör ya da elle yelpazelenerek buharlaşma hızlandırılır. Islak bir bez veya havluyla vücut, özellikle boyun, koltuk altı ve kasık bölgeleri gibi büyük damarların yüzeyel olduğu alanlar sarılabilir. Mümkünse ıslak bir çarşafa sarıp vantilatör karşısında hava üflemek en etkili yöntemlerden biridir.”
“BU HATALAR ÇOCUĞUN HAYATINI TEHLİKEYE ATABİLİR”
Prof. Dr. Serkan Yılmaz, sıcak çarpması geçiren çocuklarda toplumda sık yapılan yanlış uygulamalara karşı da uyardı.
“Bilinci kapalı veya havale (nöbet) geçiren bir çocuğa ağızdan hiçbir şey (su, ilaç vb.) verilmemelidir. Boğulma ve aspirasyon riski çok yüksektir. Bilinç açık olsa bile kusma refleksi bozulmuş olabileceğinden zorla su içirmeye çalışılmamalıdır. Aniden buzlu suya batırmak veya buz uygulamak da önerilmez. Bu ani damar büzülmesine yol açarak vücut içindeki ısının yüzeye taşınmasını engelleyebilir. Ayrıca ciltte soğuk yanığı riski taşır. Serinletme kademeli ve ılık suyla yapılmalıdır. Havale geçiriyorsa çocuğu zorla tutmaya çalışılmamalı, ağzına bir şey sokulmamalıdır. Dilini ısırma korkusuyla yapılan bu müdahale aslında zararlıdır. Etrafındaki sert ve keskin nesneler uzaklaştırılıp nöbetin kendiliğinden geçmesi beklenmelidir.”
“SAĞLIK EKİPLERİ GELENE KADAR BUNLARA DİKKAT EDİLMELİ”
İlk yardım sürecinde çocuğun yalnız bırakılmaması gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Yılmaz, sağlık ekipleri ulaşıncaya kadar izlenmesi gereken adımları şöyle anlattı: “Çocuğu veya hastayı yalnız bırakmamak gerekir. Bilinç durumu, nefesi ve nabzı sürekli takip edilmelidir. Nefes durursa ve eğitiminiz varsa kalp masajına başlanmalıdır. Vücut sıcaklığı düşürülmeye devam edilmeli ancak titremeye (hipotermiye) yol açacak kadar aşırıya kaçmadan, kademeli şekilde ısı kontrolü sağlanmalıdır.”
“KAPISI AÇIKTI’ DÜŞÜNCESİ GÜVENLİ OLDUĞU ANLAMINA GELMEZ”
Kapısı ya da camı açık bırakılan araçların güvenli olduğu yönündeki inanışın yanlış olduğunu belirten Prof. Dr. Serkan Yılmaz, özellikle aşırı sıcak havalarda riskin devam ettiğini söyledi.
“Kapı ya da cam açık olsa bile araç içi güvenli hale gelmez. Özellikle Mardin gibi 40-45°C’nin görüldüğü bir yerde. Kapalı bir aracın aşırı ısınmasının sebebi sera etkisidir. Güneş ışığı camdan içeri girer, koltuk ve torpido gibi yüzeylerde kızılötesi ışın etkisiyle yüksek sıcaklık değerleri oluşturur. Kapı veya cam açık olduğunda bu kapalı sistem bir ölçüde bozulur. Yani araç içi 70-80°C’ye çıkan aşırı ‘fırın’ etkisine göre daha az şiddetli olabilir. Ancak bu ortamı güvenli yapmaz; sadece en uç senaryoyu hafifletir. Çünkü doğrudan güneş altında duran araçta koltuk, direksiyon ve metal aksam gibi yüzeyler kapı açık olsa da güneşten doğrudan ısınmaya devam eder ve dokunulamayacak kadar sıcak hale gelebilir.
Kapı açık olsa bile araç genelde gölgesiz, rüzgarsız ve havalandırması olmayan bir alandaysa, ortam sıcaklığı zaten 40-45°C iken üzerine bir de doğrudan güneş ışınımı eklendiğinde çocuk bedeni bu ısıyı atamaz hale gelir. Üstelik küçük çocuklarda ısı düzenleme mekanizmaları yetişkine göre daha yetersizdir. Bu nedenle aynı sıcaklıkta çocuklar erişkinlere göre çok daha hızlı, dakikalar içinde fenalaşabilir.
Özetle kapı veya cam açıklığı riski bir miktar azaltabilir ancak ortam sıcaklığı zaten 40-45°C ve doğrudan güneş varsa, çocuğun uykuya daldığı bir araçta kalması yine de ciddi ve hızlı gelişen bir sıcak çarpması riski taşır. Tek güvenli yöntem, çocuğun hiçbir koşulda gözetimsiz araçta bırakılmamasıdır.”
“35 DERECE DIŞARISI, ARAÇ İÇİ İSE 68 DERECEYİ BULABİLİYOR”
İTÜ Meteoroloji Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hüseyin Toros, güneş altında park edilen araçların dakikalar içinde adeta fırına dönüştüğünü belirterek, araç içi sıcaklığın sanılandan çok daha hızlı yükseldiğini söyledi. Prof. Dr. Toros’un paylaştığı bilimsel verilere göre, dış ortam sıcaklığının 35 derece olduğu güneşli bir yaz gününde doğrudan güneş altında bırakılan bir otomobilin kabin sıcaklığı kısa sürede hayati risk oluşturacak seviyelere ulaşıyor.
DAKİKA DAKİKA ARAÇ İÇİNDEKİ SICAKLIK
Uzmanın paylaştığı verilere göre araç içindeki ortalama sıcaklık şu şekilde değişiyor:
10 dakika: Yaklaşık 45°C
20 dakika: 50-53°C
30 dakika: 55-57°C
60 dakika: 60-68°C
Prof. Dr. Toros, doğrudan güneş ışığı alan torpido, direksiyon ve koyu renkli deri koltuk gibi yüzeylerde ise sıcaklığın 70 ila 85 dereceye kadar çıkabildiğini belirterek, bu seviyelerin temas halinde saniyeler içinde ikinci derece yanıklara yol açabilecek kadar yüksek olduğuna dikkat çekti.
ARAÇ İÇİ NEDEN BU KADAR HIZLI ISINIYOR?
Araç içindeki sıcaklık artışının temel nedeninin sera etkisi olduğunu belirten Prof. Dr. Hüseyin Toros, şu bilgileri paylaştı:
“Güneşten gelen kısa dalga boylu ışınlar araç camlarından içeri kolayca girer. Araç içindeki yüzeyler (konsol, koltuklar) bu enerjiyi emer ve ısıya (uzun dalga boylu kızılötesi radyasyon) dönüştürür. Camlar bu ısı radyasyonunun dışarı kaçmasını engellediği için ısı araç içinde hapsolur.”
Araç kapısını veya camını aralık bırakmanın tehlikeyi ortadan kaldırmadığını vurgulayan Prof. Dr. Toros, bunun toplumdaki en büyük yanılgılardan biri olduğunu söyledi.
“Kapı veya camların bir miktar açık bırakılması araç içi sıcaklığını yalnızca birkaç derece azaltır. Bu durum tehlikeyi ortadan kaldırmaz; araç içi kısa sürede insan sağlığı açısından hayati risk taşıyan seviyelere ulaşır.”
RİSKİN ZİRVE YAPTIĞI SAATLER
Prof. Dr. Toros, yaz aylarında özellikle öğle saatlerinde araç içi sıcaklığın çok kısa sürede tehlikeli seviyelere ulaştığını belirterek şu uyarıda bulundu:
“Risk özellikle güneş ışınlarının en dik ve güçlü geldiği 11.00-16.00 saatleri arasında en yüksektir. Bu saatlerde araçlar çok kısa sürede aşırı ısınabilir. Çocuklar, yaşlılar ve evcil hayvanlar kesinlikle araç içinde yalnız bırakılmamalıdır.”
“BİRKAÇ DAKİKALIĞINA AÇIK BIRAKMAK’ DÜŞÜNCESİ EN BÜYÜK HATA”
Toplumda en sık yapılan hatalardan birinin “camı biraz aralamak” ya da “birkaç dakikalığına bırakmak” düşüncesi olduğunu belirten Prof. Dr. Hüseyin Toros, bilimsel çalışmaların bunun yeterli olmadığını ortaya koyduğunu söyledi.
“En yaygın yanılgı, ‘Camı biraz açık bırakırsam sorun olmaz’ veya ‘Sadece birkaç dakikalığına bırakıyorum’ düşüncesidir. Bilimsel çalışmalar, camı aralamanın etkisinin son derece sınırlı olduğunu ve aşırı sıcaklık artışını engellemediğini açıkça göstermektedir. Dakikalarla ifade edilen süreler bile ciddi sağlık riskleri ve hayati tehlike oluşturabilir.”

ANNE BABALAR DİKKAT! TCK’DA HANGİ SUÇ KAPSAMINDA DEĞERLENDİRİLİYOR?
Araçta yalnız bırakılan çocuklarla ilgili yaşanan trajik olayların hukuki boyutunu değerlendiren Avukat Arabulucu Serenay Nurtekin Talaş, henüz soruşturma sürerken herhangi bir kişi hakkında kesin hukuki sorumluluk yüklenemeyeceğini vurguladı.
Talaş, şu değerlendirmede bulundu: “Her şeyden önce böylesine acı bir olayda, henüz soruşturma devam ederken herhangi bir kişi hakkında kesin bir hukuki sorumluluk yüklemek doğru değildir. Ceza hukukunun en temel ilkelerinden biri olan masumiyet karinesi gereğince, olayın tüm yönleriyle araştırılması ve sorumluluğun somut delillerle ortaya konulması gerekir. Bununla birlikte ebeveynler ve çocuğun bakım ve gözetimini üstlenen kişiler, hukuk düzeni tarafından küçüklerin güvenliğini sağlamakla yükümlüdür. Özellikle okul öncesi yaştaki çocukların araç içerisinde gözetimsiz bırakılması veya gerekli dikkat ve özenin gösterilmemesi sonucunda ölüm ya da yaralanma meydana gelmesi halinde, bu durum ceza hukuku bakımından değerlendirmeye konu olur. Burada belirleyici olan husus; olayın öngörülebilir olup olmadığı, gerekli dikkat ve özenin gösterilip gösterilmediği ve meydana gelen ölüm ile ihmal arasında uygun illiyet bağının bulunup bulunmadığıdır. Bunlar ise ancak olay yeri incelemesi, bilirkişi raporları ve adli tıp incelemesi sonucunda ortaya çıkabilecek teknik değerlendirmelerdir.”
Türk Ceza Kanunu’nda bu tür olayların hangi hükümler kapsamında ele alındığını anlatan Av. Arb. Serenay Nurtekin Talaş, ilk değerlendirmenin çoğunlukla taksirle ölüme neden olma suçu çerçevesinde yapıldığını söyledi.
“Bu tür olaylarda ilk hukuki değerlendirme, Türk Ceza Kanunu’nun 85. maddesinde düzenlenen taksirle ölüme neden olma suçu kapsamında yapılmaktadır. Taksir; kişinin dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranması nedeniyle istemediği bir neticenin meydana gelmesidir. Eğer soruşturma sonucunda ölümün, bakım ve gözetim yükümlülüğünün gereği gibi yerine getirilmemesi nedeniyle gerçekleştiği tespit edilirse, sorumlular hakkında taksirle ölüme neden olma suçundan ceza soruşturması yürütülmesi gündeme gelebilir.
Öte yandan olayın özelliklerine göre bilinçli taksir hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağı da ayrıca değerlendirilir. Kişinin ortaya çıkabilecek tehlikeyi öngörmesine rağmen bunun gerçekleşmeyeceğine güvenerek hareket ettiğinin belirlenmesi hâlinde, kanun daha ağır bir cezai sorumluluk öngörmektedir.
Bununla birlikte soruşturma sonucunda elde edilecek deliller doğrultusunda olayın hukuki niteliği farklı açılardan da değerlendirilebilir. Özellikle çocuğun korunması ve gözetilmesi yükümlülüğü bulunan kişiler bakımından, somut olayın özelliklerine göre Türk Ceza Kanunu’nun ihmali davranışla kasten öldürmeyi düzenleyen 83. maddesinin uygulanıp uygulanmayacağı da ayrıca değerlendirilebilecektir. Ancak bunun uygulanabilmesi, olayın tüm özelliklerinin, kusur durumunun ve manevi unsurun ayrıntılı şekilde ortaya konulmasına bağlıdır.
Sonuç olarak ceza sorumluluğu yalnızca acı bir sonucun meydana gelmesine değil; kusurun, dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırılığın ve ölüm ile ihmal arasındaki uygun illiyet bağının hukuken ispat edilmesine bağlıdır. Bu nedenle her olay kendi somut koşulları içerisinde değerlendirilmelidir.”
“ABD’DE 5 DAKİKA KURALI VAR”
Yurt dışındaki uygulamalara da değinen Av. Arb. Serenay Nurtekin Talaş, özellikle ABD’de benzer olaylarla ilgili çok sayıda yargı kararı bulunduğunu belirtti.
“Özellikle Amerika Birleşik Devletleri’nde araç içerisinde bırakılan çocukların hayatını kaybettiği vakalarla ilgili oldukça fazla yargı kararı bulunmaktadır. Bu dosyalarda, olayın meydana geliş şekline göre ebeveynler hakkında çocuk ihmali, ihmal sonucu ölüme neden olma veya taksir niteliğindeki çeşitli suçlardan cezai yaptırımlar uygulanabilmektedir. Bununla birlikte bazı dosyalarda, olayın tamamen trajik bir unutkanlık sonucu gerçekleştiği kabul edilerek failin manevi yıkımı da değerlendirme konusu yapılabilmektedir. Dolayısıyla tek tip bir uygulamadan söz etmek mümkün değildir. Ancak 7 yaşından küçük çocukları, yanlarında 14 yaşından büyük biri bulunmadığı takdirde beş dakikadan daha uzun süre bir araçta yalnız bırakmak, Teksas yasalarına göre yasa dışı kabul edilmektedir.”
“TÜRKİYE’DE HER OLAY KENDİ KOŞULLARINA GÖRE DEĞERLENDİRİLİYOR”
Türkiye’deki hukuki sürecin ise genel ceza hukuku hükümleri çerçevesinde yürütüldüğünü belirten Talaş, şu değerlendirmeyi yaptı: “Türk hukukunda ise konu, özel bir suç tipi üzerinden değil, genel ceza hukuku hükümleri çerçevesinde değerlendirilmektedir. Soruşturmayı yürüten Cumhuriyet savcılığı öncelikle olayın oluş şeklini, gözetim yükümlülüğünün ihlal edilip edilmediğini, ölümün öngörülebilir olup olmadığını ve ölüm ile ihmal arasında uygun illiyet bağının bulunup bulunmadığını araştırmaktadır.
Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarında da ceza sorumluluğunun yalnızca sonuca göre değil, kusurun derecesine göre belirlenmesi gerektiği kabul edilmektedir.
Bu tür olaylar, hukuken bir soruşturma konusu olmakla birlikte, her şeyden önce toplumun çocuk güvenliği konusunda daha bilinçli hareket etmesi gerektiğini gösteren acı örneklerdir. Ceza hukuku meydana gelen zararı ortadan kaldıramaz; ancak ihmal ve kusurun bulunması halinde hukuki sorumluluğun tespit edilmesini sağlar. En büyük temenni ise benzer acıların bir daha yaşanmamasıdır.”

