Derleyen: Zeynep Dilara Akyürek / Milliyet.com.tr – Fatih Sultan Mehmet, kendisinden önce Konstantin’i İstanbul yapmak isteyen atalarının izinden gitmiş, hadisteki o övgü dolu ordu ve komutan olmak istemişti. Ancak ataları kadim şehri fethetmek için denedikleri hiçbir yolla başarıya ulaşamamış, kimse surları ve boğazın karanlık sularını geçmeye mazhar olamamıştı. Bu nedenle Fatih’in daha önce yapılmamış, Bizans’ın hassas noktasını dürtecek bir yönteme ihtiyacı vardı. Gemiler sudan gitse dev halkalı zincirlere takılacak, askerler surları geçmeyi denese ‘Rum Ateşi’ peşlerini bırakmayacaktı. Aydınoğlu Umur Bey’in 1337 ve 1338’de yaptığı Mora Seferi’nde gemileri karadan yürüterek Korint Kıstağı’nı geçtiğini bilen Fatih, Homeros’un anlatılarıyla bu yönteme ısınmış ve bu kez Haçlıları, kendi yöntemleriyle vurmaya karar vermişti. Nasıl yani, gemileri ilk kez Fatih karadan yürütmemiş miydi? Hayır, belki bu gemilerin karadan yürütüldüğü ilk sefer değildi ama en büyük zafer bu sefer olacaktı. Üstelik fatih, hem İstanbul’u hem de kendisinden önceki Türk devleti yöneticilerinin ‘intikamını’ alacaktı. Çünkü haçlılar, Selçukluları tam da bu yöntemle, gemileri karadan yürüterek vurmuşlardı. Ancak artık yolun sonuna gelinmiş, İstanbul’un fethi, Fatih’in gemileriyle surlara dayanmıştı!


ANTİK YUNAN’DAN VİKİNG VE BİZANS’A! OSMANLI’NIN AYAK SESLERİ TARİH YAZIYOR

Ne ekersen onu biçersin derler. Bizans rüzgâr ekip fırtına biçmişti. Hem de o fırtınanın bu kez kendisini ‘biçeceğini’ bilmeden… Fatih ve büyük ordusu kapıdaydı, gemi avcısı zincirler o karanlık sularda av olmuştu. Fatih Bizans’ın kalemini Bizans’a kırdırmak üzereydi ve Konstantin’in, İstanbul çehresine bürünmesine gün sayılır olmuştu. Ancak bunun için Osmanlı ordusu halice çekilen zincirleri aşıp surlara dayanmak zorundaydı. Tabii Fatih, gemileri karadan yürütme fikrini ortaya atana kadar pek çok yöntem konuşulmuş ve geçmiş tecrübeler hatırlanmıştı. Tecrübe denince de akla yalnızca Osmanlı ordusunun yaşadıkları gelmiyordu. Sultan milattan önce 500’lü yıllarda ilk kez uygulanan ancak kendisi ile anılacak teknik için askerlere bir rota oluşturmuştu.

Milattan önce 600’lü yıllarda inşa edilen Diolkos, paralel oluklara sahip, 6 ila 8,5 kilometre uzunluğunda, taş döşeli bir yoldu ve demiryolunun erken bir öncüsü olarak kabul edilirdi. Ancak antik Yunan’da bu gemiler için de bir rota olmuştu. Gemiler, Korint Kıstağı üzerindeki Diolkos gibi özel taş yollar kullanılarak karadan taşınmıştı. Mürettebat, kargoyu boşaltıp gemileri (20 tonluk ağır triremeler de dahil olmak üzere) tekerlekli ahşap arabalara veya kızaklara yüklüyor, ardından işçiler ve hayvanlar bu kızakları oluklu kireçtaşı yollar boyunca çekiyordu. Tabii bu bir savaş tekniği değildi. 9 ve 11’inci yüzyılda Vikingler ve istanbul’un fethinden 15 yıl önce Bizans ilk kez savaş için gemileri karadan yürütmüştü. Bizans bunun için öküz ve insan gücü kullanmış, Osmanlı ordusu ise yağlı kalaslarla 70 gemiyi tarihe geçecek kara rotasından götürmüştü.

Alıntı Metni
Pentagon alarm verdi! Çin uçaklarına talep patladı, F-35’in rakibine Orta Doğu ilgisi

BİZANS’IN YÖNTEMİ BİZANSI VURUR MU?

1097 yılında Selçuklu ve Haçlı orduları İznik’te karşı karşıya gelmişti. İznik’in batısının İznik Gölü’ne açılması Selçukluların göl üzerinden şehre sürekli yiyecek, mühimmat ve asker takviyesi almasını sağlamıştı. Bu sayede kuşatmaya haftalarca direnebilmişlerdi. Kara ordularının gölde gemisi olmadığı için bu ikmal hattı kesilememişti. Ta ki Bizans’ın hamlesine kadar… Bizans İmparatoru I. Aleksios Komnenos, göldeki Selçuklu hâkimiyetini kırmak için gemileri karadan yürütme kararı aldığında İznik Gölü’nün açık denize doğrudan bağlantısı olmadığından Gemlik Körfezi’ni gözlerine kestirdiler. Gemiler Gemlik’te karaya çıkarılmıştı. Öküzler, mandalar ve yüzlerce Bizans askeri tarafından, yağlanmış ağaç kütükleri ve kızaklar üzerinde yaklaşık 15 kilometrelik dağlık ve engebeli araziyi aşıldı. Gemiler artık göldeydi Selçuklu hâkimiyeti ise tehlikede! Bu karşılaşma esnasında Bizans, kullandığı yöntemin yıllar sonra dönüp dolaşıp kendisini vuracağından habersizdi. Gemiler karadan yürütülüyor ve Selçuklu ordusu ağır bir mağlubiyete mecbur bırakılmak isteniyordu. Bizans’ın savaş tekniği çalışmış I. Kılıçarslan ve ordusu mağlubiyetle yüzleşmeye hazırlanmıştı.

18 Haziran 1097 sabahı Selçuklu askerleri ve şehir halkı uyandığında, gölün üzerinde Bizans bayraklı savaş gemilerini kendini göstermişti. Selçuklu için bu kötü bir haberdi. Çünkü göl üzerindeki ikmal rotasının tamamen güvenli olduğuna inanmışlardı. Ancak beklemedikleri bir yerden Bizans dev gemileriyle peşlerine takılmıştı. İkmal hattının kesilmesi müthiş bir moral bozukluğuna neden olmuş ve Selçuklu garnizonu, Haçlıların şehri yağmalamasından korktuğu için doğrudan Bizans generali Manuel Boutoumites ile müzakere ederek şehri çatışmasız bir şekilde Bizans’a teslim etmeye karar vermişti. Bu mağlubiyet Selçukluların aklında kalmış, kendilerinden sonra bölgenin idaresini ele alan Osmanlı, bu kez Bizans’ı mağlubiyet koltuğuna oturmayı hedeflemişti. Öyle de olacaktı. Üstelik de Bizans, en değerli yerden kendi tekniğiyle vurulacaktı!


OSMANLI 356 YIL ÖNCESİNİ UNUTMADI! GEMİLER BU KEZ OSMANLI KARASINDA

Takvimler 1453’ü gösterdiğinde bahar mevsimi Konstantin şehrine her zamankinden farklı gelecekti. Güneş başka parlıyor, ‘Rum Ateşi’ mevsimi bahardan ‘yakıcı’ bir yaza çeviriyordu. Savaş başladığından bu yana Bizans oldukça yıpranmıştı. Zaten 356 yıl öncesine göre doğuda pek çok toprağını kaybettiğinden başkent Konstantin, iyice hedefe açık hale gelmişti. Mehmet’i Fatih yapacak savaş Konstantin’i de İstanbul yapacaktı. Dünyanın en büyük ibadethanesinin bir cami olması fikri en büyük moral kaynağıydı. Çünkü bir hadis, bunu zaten müjdelemişti. Bu savaşın sıradan bir karşılaşmadan ibaret olmayacağı da bu kadar değer bir aradayken zaten ortadaydı. Bizans yıllarca savaşlarda gemileri göle ya da denize taşımak için yağlı kalas ve büyük güçler kullanmıştı. Osmanlı ordusuna bu güç savaşmak için lazımdı. Bu nedenle de daha etkili bir şekilde gemiler, Bizans’ın beklemediği yerden, arka kapıdan surları aşmalıydı. 356 yıl önce İznik’te Selçukluları vurdukları yöntemin altyapısı biliniyor, osmanlı’ya da bunu geliştirmek kalıyordu. Taktiksel ve etkili bir yönteme Fatih dehası da eklenince işler Bizans için kötüye gitmeye başladı. Bu onların ya son kurtuluşu olacaktı ya da en büyük kaybedişi…

Alıntı Metni
Bambaşka bir Türkiye yepyeni bir bölge
Altın üç gündür yükseliyor: Nedeni belli oldu!