
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz’ın açıklamalarından satır başları şöyle; Mekke anlaşması son derece önemli… Bölgemizin 3 ülkesi arasında gerçekleşti. Bu ülkelerle zaten iyi ilişkimiz var ama bunu çok daha önemli bir noktaya taşıdık. Neden bu anlaşma oldu? Öncelikle dünyada gelinen yeni ortamı iyi değerlendirmek gerek. Dünya eski dünya değil. Geldiğimiz noktada bu kuralların ciddi anlamda aşıldığını görüyoruz. Ticaretten jeopolitik gerilimlere kadar… Riskler yüksek, küresel mekanizmalar zayıfladı. Böyle ortamlarda bölgesel işbirlikleri ön plana çıkıyor. Etrafımız ateş çemberi, gerilimler son derece yüksek. Bu ortamda birbirini tamamlayıcı özellikteki bu 3 ülkenin anlaşması çok önemli. Pakistan nükleer güç, Suudi Arabistan ekonomik açıdan güçlü bir yerde, Türkiye ise savunma sanayiinde çok önemli bir yerde. Bu kimseye tehdit olan veya karşı oluşturulan bir yapı değil tam aksine gerilimler ortaya çıkmasın diye oluşturulmuş bir yapıdır.
Bu NATO’ya karşı bir anlaşma değil, tamamlayıcı bir yapıdır. Türkiye NATO’nun önemli bir gücüdür. Dolayısıyla diğer ittifaklı ilişkilerimize alternatif değil tamamlayıcıdır.
Kesinlikle İran’a veya başka bir kesime karşı bir yapılanma değil. Oluşabilecek risklere karşı caydırıcı bir mekanizmadır.
MISIR’IN İTTİFAKA KATILMAMASI NASIL DEĞERLENDİRİLMELİ?
Buradaki yapı esas itibariyle 3 ülkenin oluşturduğu çekirdek bir yapı, genişlemeye uygun bir yapı. Genişlemenin seyrini bu 3 ülke belirleyecek. Neden olmasın, Mısır da askeri ve diğer açılardan önemli bir ülkedir.
“TÜRKİYE MACERACI BİR ÜLKE DEĞİL”
Türkiye, devlet geleneği ile birlikte çevremizdeki çatışmalara diplomatik çözüm üretme arayışında olan bir ülke. Cumhurbaşkanımızın öncülüğünde buna devam edecek. Küreselliğin zayıfladığı bu ortada farklı güvenlik tamponları oluşturmak zorundasınız. Güvenliğiniz sınırlarda başlamıyor. Çok daha küresel bağlantılarla oluşuyor. Türkiye bir yanda sanayisini genişletirken bir yanda da ittifaklarını geliştiriyor. Bu da ülkenin uzun vadeli geleceği açısından çok önemli. Ana politikamızın altınız çizmek isterim, Türkiye çatışmadan değil diplomasiden yanadır. Türkiye maceracı bir ülke değildir, kurumsallığı vardır.
BU BİR SÜNNİ MÜSLÜMAN ANLAŞMASI MI?
Adında da belli olduğu gibi bu bir savunma anlaşmasıdır. İnşallah İslam alemi için de dünya için de faydalı olur. Bölgemizde yaşayan tüm milletlerin dinlerin huzur içinde yaşamasını hedefliyoruz.
KAAN PROJESİNDE ORTAKLIK SÜRECİ SÖZ KONUSU OLUR MU?
Kesinlikle olabilir, neden olmasın? Geldiğimiz noktada yüksek maliyet ve geniş pazar gerektiren projelerde olabildiğince dost ve kardeş ülkeyi bu sürece dahil etmek çok anlamlı. Ürün bazında birçok ülkeyi işin içine katan, projelerin niteliğini artıran bir çabanın doğru olacağını düşünüyorum.
TÜRKİYE-SUUDİ ARABİSTAN ARASINDA EKONOMİK İŞBİRLİĞİ
Ticarette korumacılığın arttığı bir dönemdeyiz. Dünyada ticaret savaşları var. Bu ortamda dost ülkeler kavramı öne çıkıyor. Bu ülkeler yatırım ve finansta da öne çıkacak. Suudi Arabistan bu anlamda önemli bir yatırımcı ülke. Mesela Hicaz Demiryolu projesi… Bir taraftan Kalkınma Yolu, Orta Koridor… Türkiye yolların kesişim noktası haline geliyor. Türkiye artık bir köprü değil merkez.
SURİYE’NİN KALKINMASINDA İŞBİRLİĞİ
Suriye’nin istikrarı, Türkiye’nin istikrarı demek. Suriye tarihsel olarak çok yakın bir ülke. Önümüzdeki dönemde bu işbirliğinin Suriye ve Irak’ta olumlu yansımaları olacağını düşünüyorum. Komşularımızda ne kadar refah olursa biz de o kadar iyi oluruz.

