
İstiklal Caddesi’nin simge yapılarından tarihi Çiçek Pasajı 1876 yılında inşaa edildi. Beyoğlu’ndaki çiçekçilerin toplandığı pasaj bir süre sonra ‘Çiçek Pasajı’ olarak anılmaya başladı. 1950’lerin sonunda tamamen meyhane kimliğine bürünen pasaj Beyoğlu’nun en süslü binası olarak bilinirdi. 3 katlı taş binanın ön yüzünde gösterişli bir cephe mimarisi yer alırken, süslemeler ve mimarideki hareketli düzenlemenin dikkat çektiği bina, 19. yüzyıl seçmeciliğinin tipik örneklerinden biri olarak tarihe geçti.

Çiçek Pasajı Türk edebiyatının önemli isimlerinden Yahya Kemal, Faruk Nafiz Çamlıbel, Ercüment Ekrem Talu, Eşref Şefik, Edip Cansever, Tarık Buğra ve Sait Faik’in sık sık uğradığı mekanlardan biri olarak biliniyor. Tarihi yapının girişinde bulunan dondurmacı ve büfenin kullandığı renkli afiş ve panolar sanal medyada tartışma konusu oldu.

‘TARİHİ DOKUYLA UYUMLU REKLAM PANOLARI OLMALI’
İstiklal Caddesi’nde yürürken binayı gören Yusuf Daşdemir, “Tarihi yapılarımızın korunması için ben kişisel olarak bu tür uygulamalara karşıyım. Reklamlardaki renkler, oradaki doğal güzellikleri, tarihi mimari estetik yapıları kapatıyor. Tabii bu renkler de yapıyı bozuyor. Bu olmamalı, karşıyım.” dedi. Serdilan Berta ise, “Çiçek Pasajı’nın dış mimarisindeki reklamların İstiklal hikâyelerine uygun olmadığını düşünüyorum. Bunun gibi bir sürü oluşumlar var fakat Çiçek Pasajı’nın son hâlinin gerçekten üzücü olduğunu düşünüyorum. Aynı zamanda tarihi açıdan ve turistik açıdan da uygun olmadığını düşünüyorum ve desteklemiyorum” diye konuştu. Vural Bıyık ise, “Sadece Çiçek Pasajı değil, bütün İstiklal Caddesi genelinde tarihi dokuya uyumlu reklam panoları olması gerekiyor ama buna kimse uymuyor. Çiçek Pasajı’nda da uyulmuyor. Reklam panolarının tarihi binayla daha uyumlu olmasını beklerim ve isterim” dedi.

‘BİZİM DERDİMİZ TARİHİ YAPIYI KORUMAK’
Tarihçi İlknur Bektaş, “Öncelikle Çiçek Pasajı‘nda ve önemli tarihi yapılarda ürün fotoğraflarının cepheyi kuşatmasına kesinlikle izin verilmez. Reklamlar binanın görünümünü kapatıyor. Tabelalar kaldırılmalıdır. Aynı zamanda vitrinlerin daha sadeleşmesi gerekir. Sütunlar kabartmalar taş oymalar cephenin bütünüyle görünür ana unsurlarını kapatmaması gerekir kural olarak. Bizim derdimiz korumak ve bütüncül olarak gelecek nesillere aktarmak. Biz şehrimizin nesiller boyunca konuşulmasını istiyoruz. İstiklal Caddesi boyunca cadde cephe vitrinler ve uygulamalar standartların çok dışında” diye konuştu.

‘TARİHİ YAPILARI SIRADAN BİR REKLAM YÜZEYİ OLARAK KULLANAMAZSINIZ’
İlknur Bektaş, “İstiklal Caddesi’nin tarihi yapısı, cepheleri, pasajları… Çiçek Pasajı hikayeleriyle bilinir bütün şehir. Şehri yaşatan hikayeleridir, mağazalar değil. Binanın estetiğine uygun bir anlayış benimsenmeli. Sıradan bir reklam yüzeyi olarak kullanamazsınız tarihi yapıları, aynı zamanda kentin ortak görüntüsü ve görünümün bir parçasıdır. Biz burada görüntü kirliliği yaşıyoruz. Yapının oranları, kemerleri, sütunları, malzemesi, bezemeleri cephesindeki mimari ritminin korunması gerekiyor. Koruma yalnızca binayı yıkılmaktan korumak değildir. Burada asıl sorun büyük bir ürün reklamıyla, resimlerle gelişigüzel sağda solda bir sürü dükkanda cephenin önüne geçmesi. Biz Çiçek Pasajı’nı bildiğimiz o güzel estetik bina yapısını yakalayamıyoruz çünkü önünden geçtiğimizde bir sürü markanın kendini teşhir etmek için binanın önüne geçen reklam algısıyla karşılaşıyoruz. Evet onlar hedefine ulaşmış oluyorlar ama kent kendinden uzaklaşmış oluyor” ifadelerini kullandı.

‘ŞEHİR HEPİMİZE AİT’
Bektaş, “Şimdi İstiklal Caddesi’nde büyük şehrin ve Beyoğlu Belediyesi’nin hakları ve sorumlulukları var. Anıtlar Kurulu’nun Beyoğlu Belediyesi’nin de Büyük şehrin birtakım ruhsatları izinleri ve istedikleri yerler belki vardır. Tekrar gözden geçirilebilir gözden kaçmış olabilir. Bizim kurumlara tekrar bu sorumluluklarını hatırlatmamız da gerekiyor vatandaş olarak çünkü şehir hepimize ait” diye konuştu.

‘BİZDE ŞEHRİMİZİ KORUMAKLA YÜKÜMLÜYÜZ’
Bektaş, “Şehir prestijinin birleştiği simgesel caddeler var dünyada. Bu binalarda mağazalar değişse bile cadde varlığını sürdürür. Örneğin Budapeşte’deki, Barcelona’daki, Londra’daki, Roma’daki caddeleri örnek aldığımızda İstiklal Caddesi de onlardan biridir. La Rambla‘da, Londra’daki Regent Street‘te ve Paris’teki Şanzelize’yi gözümüzün önüne getirip bir de İstiklal‘e baktığımızda aslında benzer şekilde tarihi ve ülkenin önemli caddelerinden bahsediyoruz. Oradaki caddelerde herhangi bir tabelanın sokağa, caddeye olumsuz nüans, renk ışığı bile vermesine izin verilmezken biz niye verelim. Biz de şehrimizi korumaktan yükümlüyüz” dedi. (DHA)


