Tam 8 yıldır yoldaydı, zorlu görev başlıyor. Merkür'ün gizemlerini çözecek

Avrupa ve Japonya’nın ortak BepiColombo görevi, yaklaşık 8 yıl ve 10 milyar kilometrelik yolculuğun ardından Merkür’e ulaşmaya hazırlanıyor.

EKİM 2018’DE YOLA ÇIKTI

Güneş Sistemi’nin en az keşfedilen gezegenlerinden Merkür’ün sırlarını çözmek için yola çıkan BepiColombo görevi, yaklaşık 8 yıllık yolculuğun ardından hedefine ulaşmaya hazırlanıyor.

 

Avrupa Uzay Ajansı (ESA) ile Japonya Uzay Araştırma Ajansı’nın (JAXA) ortak projesi olan BepiColombo, Merkür’ün Güneş’e bu kadar yakın bir konumda nasıl oluştuğunu ve zaman içinde nasıl değiştiğini araştıracak.

 

Ekim 2018’de Fransız Guyanası’ndaki Avrupa Uzay Üssü’nden Ariane 5 roketiyle fırlatılan BepiColombo, bugüne kadar 10 milyar kilometreden fazla yol katetti. 

MERKÜR YAKIN AMA ULAŞMASI ZOR

Dünya, Merkür’e Jüpiter’den yaklaşık 10 kat daha yakın olmasına rağmen BepiColombo’nun yolculuğu, daha önce Jüpiter’e gönderilen Galileo ve Juno görevlerinden daha uzun sürdü.

 

Bunun temel nedeni ise Merkür’e ulaşmaktan çok, uzay aracını gezegenin yörüngesine yerleştirmenin zorluğu.

 

ESA BepiColombo Uçuş Dinamikleri Müdürü Frank Budnik, Merkür’e doğrudan gidilmesi halinde gezegene daha hızlı ulaşılabileceğini ancak yörüngeye girebilmek için uzay aracının hızının Merkür’ün hızına uygun hale getirilmesi gerektiğini belirtti.

 

BepiColombo, bunun için elektrikli itki sisteminin yanı sıra Dünya, Venüs ve Merkür’ün yakınından yaptığı toplam dokuz geçişten aldığı kütle çekim desteğini kullandı.

KRİTİK AYRILIK BAŞLIYOR

Ancak görevin en zorlu aşamalarından bazıları henüz tamamlanmadı.

 

Yaklaşık sekiz yıldır iki bilimsel yörünge aracını Merkür’e taşıyan Mercury Transfer Module (MTM) bugün sistemden ayrılacak.

 

ESA yetkilileri, ayrılmanın son derece zorlu koşullarda gerçekleştirileceğini ve sürecin önemli riskler barındırdığını belirtiyor.

İKİ UZAY ARACI MERKÜR’Ü İNCELEYECEK

Görevin iki temel parçasını ESA’nın Mercury Planetary Orbiter (MPO) ve JAXA’nın Mercury Magnetospheric Orbiter (MIO) araçları oluşturuyor.

 

İki araç, 21 Kasım’da Merkür’ün kütle çekimine yakalanarak gezegenin yörüngesine girecek.

 

Ardından 9-10 Aralık’ta birbirlerinden ayrılacaklar. MPO’nun 16 Aralık’ta kendi gözlem yörüngesine yerleşmesi, MIO’nun ise 10 Mart’ta nihai konumuna ulaşması planlanıyor.

 

Her iki aracın bilimsel çalışmalarına önümüzdeki yılın nisan ayında resmen başlaması bekleniyor.

 

Böylece ilk kez başka bir gezegenin çevresinde tamamen bağımsız iki uzay aracı aynı görevin parçası olarak faaliyet gösterecek.

 

MPO doğrudan Merkür’ü ve yüzeyini incelerken, MIO gezegenin çevresindeki uzay ortamına odaklanacak.

GÜNEŞ’E YAKINLIK İŞLERİ ZORLAŞTIRIYOR

Merkür, Güneş’ten ortalama 58 milyon kilometre uzaklıkta bulunuyor ve yıldızımızın çevresindeki bir turunu yalnızca 88 günde tamamlıyor.

 

Güneş’e bu kadar yakın olması nedeniyle gezegenin gündüz yüzey sıcaklığı 430 santigrat dereceye kadar çıkabiliyor.

 

Bu koşullar Merkür’ü keşfedilmesi son derece zor bir gezegen haline getiriyor. Bugüne kadar yalnızca NASA’nın 1974’teki Mariner 10 ve 2011’de Merkür’e ulaşan MESSENGER görevleri gezegeni yakından inceledi.

MERKÜR’ÜN GİZEMLİ ÇUKURLARI ARAŞTIRILACAK

BepiColombo’nun en önemli hedeflerinden biri, Merkür’ün bugüne kadarki en ayrıntılı haritalarından birini çıkarmak ve önceki görevlerin cevapsız bıraktığı soruları araştırmak.

 

Araçlar gezegenin yapısını, kimyasal bileşimini, kraterlerini, eski volkanik faaliyetlerin izlerini, manyetik alanını ve gezegeni çevreleyen son derece ince gaz tabakası olan ekzosferi inceleyecek.

 

Bilim insanlarının özellikle merak ettiği yapılardan biri, Merkür yüzeyindeki “hollows” adı verilen gizemli çukurlar.

 

Güneş Sistemi’ndeki diğer gezegenlerde benzerlerine rastlanmayan binlerce çukurun nasıl oluştuğu bilinmiyor. Merkür’de bunları meydana getirecek rüzgar veya sıvı su bulunmaması gizemi daha da derinleştiriyor.

 

Araştırmacılar BepiColombo’nun bu bölgelerde zaman içinde meydana gelen değişimleri dahi gözlemleyebileceğini düşünüyor.

MERKÜR NEDEN BU KADAR YOĞUN?

Görevin yanıt arayacağı bir diğer büyük soru ise Merkür’ün küçük boyutuna rağmen neden olağanüstü yoğun bir yapıya sahip olduğu.

 

Teorilerden birine göre Merkür yaklaşık 4,5 milyar yıl önce oluşurken daha büyük bir gezegendi. Ancak başka büyük bir gök cisminin çarpması sonucunda dış kabuğunun önemli bölümünü kaybetti.

 

Geriye daha yoğun malzemelerin kalması, Merkür’ün bugünkü yüksek yoğunluğunu açıklıyor olabilir.