
“Türkiye Yüzyılı Buluşmaları” kapsamında AK Parti Bağcılar İlçe Başkanlığı’nda konuşan Tekin, Cumhurbaşkanlığı liderliğinde AK Parti’nin 2001’den itibaren Türkiye’de siyasal anlamda birçok parametreyi kökünden değiştirecek işler yaptığını ifade ederek, “Bunlardan bir tanesi de siyasi partilerin ve merkezi otoritenin sahayla olan bağını güçlendirecek istişare kültürünü, siyaset mekanizmasının odağına yerleştirdi. Ben bir siyaset bilimci olarak bunu çok önemsiyorum. Çünkü 2001 yılına kadar merkez otoritenin aldığı kararlar, siyasal aktörlerin gündemleri, toplumun gündeminden kopuktu. Toplumun gündemini takip etmekten uzaktı. Tabiri caizse sırça köşklerden alınan kararlarla toplum tepeden inmeci bir mantıkla tırnak içinde modernize edilmeye çalışılıyordu. Toplumun değerleriyle, toplumun olağan gündemiyle ilişkisi olmayan konular gündeme getirilmekteydi. ‘Çözüm ürettik’ dedikleri konularda ise toplumla barışık olmadıkları için, toplumdan kopuk oldukları için çözüm ürettiklerini düşündükleri anda bile yeni bir sorunun kaynağı oluyorlardı.” dedi.
AK Parti’nin merkezi hükümette yaptıklarının yanı sıra siyasi parti olarak, Türkiye’de istişare kültürünü siyasal anlamda kurumsallaştırdığını ve bütün siyasi partilere de bu anlamda örnek olacak işler yaptığını belirten Tekin, AK Parti’nin, siyasi parti teşkilatlarından yetişmiş insanları siyasetin merkezine taşıyacak bir okul vazifesi gördüğünü ve istişare kültürünü yaygınlaştırarak, toplumun gerçek gündemini, toplumun gerçek sorunlarını çözecek adımlar attığını vurguladı.
Kurulduğu günden beri AK Parti’nin, Cumhurbaşkanının doğrudan katıldığı ve il başkanları, belediye başkanları, kadın kolları ile gençlik kolları başkanlarının yer aldığı toplantılar yaptığını ve 200’e yakın toplantı olduğunu ifade eden Tekin, “Bu toplantıların formatı da şöyle, sahadaki il başkanımız, belediye başkanımız, gençlik kolları başkanımız, kadın kolları başkanımız, sahadaki sorunları doğrudan başından sonuna kadar Sayın Cumhurbaşkanımızın takip ettiği ilgili çözüm mekanizmalarının da orada bulunduğu toplantılardı. İl başkanımız söz alıyor ve diyor ki ‘benim ilimde şöyle bir problem var, Milli Eğitim Bakanlığımızdan bu sorunun çözümünü bekliyoruz’ diyor. Biz hemen notumuzu alıyoruz ve sorunu çözüyoruz. Bu çok önemli bir istişare kültürünün oluşması. Bu salt siyasal bir yol değil, aynı zamanda toplumun gerçek problemiyle karar alıcıların, gerçek gündemi arasındaki korelasyonu kurması açısından da çok önemliydi ve ben bunu AK Parti içerisinde siyaset yapan bir kardeşiniz olarak her düzeyde de gözlemledim. Bugün de bu kültürün bir devamı olarak yaz aylarında bütün aktörler, milletvekillerimiz, MKYK üyelerimiz, bakanlarımız il il geziyoruz. Milletvekillerimizle beraber il başkanımız, kadın kolları başkanımız, belediye başkanımız, gençlik kolları başkanımızla bu tür toplantılar organize ediyoruz ve vatandaşın gerçek gündemini oradan kopmadan gerçek sorunlarını çözecek çözüm önerilerini ilgili mercilere aktarıyoruz.” diye konuştu.
Bugün de bu vesileyle İstanbul teşkilatının organize ettiği bir program kapsamında 39 ilçenin tamamında bakanlar, genel başkan yardımcıları, MKYK üyeleri ve milletvekillerinin hepsinin sahada olduğunu ve hepsinin sahadan veri toplayacaklarını söyleyen Tekin, “Vatandaşımızın gerçek gündeminin ne olduğunu, vatandaşımızın gerçek sorunlarının ne olduğunu, çözüm bekleyen sorunlarının ne olduğunu dosyalıyoruz ve ilgili arkadaşlara aktarıyoruz.” dedi.
ELDE EDİLEN DONELER RAPORLANACAK
Yapılan ziyaretler neticesinde elde ettikleri doneleri raporlayıp ilgili bakanlara ya da ilgili genel başkan yardımcılarına aktaracaklarını ve ona göre çözüm önerileri geliştireceklerini dile getiren Tekin, bunun Türkiye’deki demokratik kültürün yerleşmesi açısından çok önemli bir adım olduğunu söyledi.
Bakan Tekin konuşmasında şunları söyledi:
“Ben Sayın Cumhurbaşkanımıza bu konuda emek veren, bu konuyu kurumsallaştıran herkese müteşekkirim, teşekkür ediyorum. Bugün Bağcılar’da konuşurken kuşkusuz Milli Eğitim Bakanı olarak kendi bakanlığımla ilgili konularda da konuşacağız ama özellikle Türkiye’de son 40-50 yıldır çokça gündemimize gelen, çokça kardeşimizi kaybetmemize sebebiyet veren bir problem biliyorsunuz, çözüm noktasında bir Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olarak, bir Müslüman olarak bu ülkenin, bu milletin bir mensubu olarak en can alıcı problemimiz olan terörsüz Türkiye sürecinin, yani terörü bitirecek adımı Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde gerçekten olağan dışı bir çoğunlukla kabul eden siyasi iradeye, siyasi partilere müteşekkirim. Sayın Cumhurbaşkanımıza, Milliyetçi Hareket Partisi lideri Sayın Devlet Bahçeli’ye, emeği geçen her kim varsa bu sürece destek olan hepsine teşekkür ediyorum. Bakın bu konu, Türkiye’de özellikle 1990’lı yıllarda bizim ana gündemimizdi. Her gün bir şehit haberiyle uyanıyorduk. Her gün Türkiye’nin gündemini sarsan bir faili meçhul ile uyanıyorduk. Sadece 1993 yılında, şöyle eskiyi bir hatırlarsanız, Elazığ-Bingöl karayolunun kesilmesi, ardından Sivas olayları, ardından Başbağlar, ardından Yavi katliamı. Her olayda 30’dan fazla vatandaşımızı, güvenlik görevlimizi kaybettiğimiz bir Türkiye’yi, bir yıl içerisinde yaşadık. Türkiye’de maalesef bu konudan dolayı çok ama çok can kaybettik. Sadece can kaybı değil, insanların devlete olan güvenini sarstı. Şöyle düşünün, bir köyde doğmuşsunuz, o köyde atalarınızın, dedelerinizin kabristanları var, o köyde atalarınızın, babalarınızın hatıraları var ve devlet diyor ki ‘bu köyde artık yaşayamazsın, bu köyü boşaltıyorum.’ Bu durumları yaşadık biz. Sayın Cumhurbaşkanımızın 2001 yılında AK Parti’yi kurarken bu tablonun Türkiye’ye, Türk insanına, Türk milletine yakışmadığını ve bu sorunun çözülmesi gerektiğini çok zihinlere yerleşen bir cümle ile ifade etti ve dedi ki: ‘Türkiye’de artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak. Biz böyle bir Türkiye hayal ediyoruz’ dedi ve 2002 yılında iktidara geldiği andan itibaren bugün ‘Terörsüz Türkiye’ diye konuştuğumuz sürecin adımlarını ilmek ilmek ördü.”

Bakan Tekin, 3 Kasım 2002’de seçimler olduğunu, AK Parti’nin iktidara geldiğini, 18 Kasım’da ilk AK Parti hükümetinin kurulduğunu ve 30 Kasım 2002’de ilk yapılan şeyin OHAL uygulamasını kaldırmak hatırlatarak, tartışmalı temel hak ve hürriyetleri, insan haklarını askıya aldığı düşünülen uygulamayı, bütün vesayetçi tartışmalara rağmen, bütün eleştirilere rağmen OHAL uygulamasını yürürlükten kaldırarak, çok radikal bir başlangıç yaptıklarını belirtti.
Kültür ve Turizm Bakanlığının Kürtçe edebiyat eserleri, düşünce eserleri basmasından tutun, Milli Eğitim Bakanlığının özel Kürtçe kurslar açmasına ve Milli Eğitim Bakanlığının okullarda Kürtçe, Zazaca ve Kırmançi dersleri koymasına kadar insanların etnik ve dini kimliklerinden dolayı ötekileştirildiği bir Türkiye’yi olağan bir hukuk devletine dönüştürmek ve insan haklarına saygı duyan, insan haklarını merkeze alan bir devlete dönüştürmek için devasa adımlar attıklarını ifade eden Tekin, “Sayın Cumhurbaşkanımız 2004 yılında Diyarbakır’da şu cümleyi kurmuştu, demişti ki ‘Ben insan hakları ve demokrasinin misafir olarak olduğu kabul edildiği, sözde bir demokratik Türkiye değil, insan hakları ve demokrasinin ev sahibi olduğu, kalıcı demokrasi ve insan haklarının güçlendirildiği bir Türkiye’yi hayal ediyorum’ diyerek yola çıktık ve bunun mücadelesini yaptık” dedi.
İnsanların devlete ve hükümete olan güvenleri arttıkça ülkenin kalkınacağını vurgulayan Tekin, demokrasinin güçlendikçe ekonomik, eğitim ve diğer politikaların başarılı olacağını belirtti.

Bakan Tekin, “Türkiye buluşmalarımızın ana odağında Türkiye’deki bu demokratikleşme adımlarının, insan haklarını güçlendirmek için attığımız adımların, nihai bir adımı olmak üzere, üzerinde büyük bir ittifak oluşan ‘Terörsüz Türkiye’ sürecine hep beraber sahip çıkacağımız, bunu güçlendireceğimiz, bir Türkiye’yi vatandaşlarımızla konuşmak, neyi, ne için yaptığımızı, yapılanlardan neyi murat ettiğimizi vatandaşlarımıza sağlıklı bir dille anlatabilmek için bugün aranızdayız. Bugün sahada bunları konuşacağız.” dedi.
Eski Türkiye’de eğitimde, müfredatın içerisinde ötekileştirici, ayrıştırıcı, etnik ve dini sebeplerle vatandaşlar arasında toplumsal barışın tesis edilmesini imkansız hale getiren bir müfredatın olduğunu söyleyen Tekin, 2001-2002 yıllarında dönemin başbakanı Bülent Ecevit’in başlattığı, “Cumhuriyet’in 100. Yılına Mektuplar” projesinde dönemin başbakanı PTT’ye ‘2023 yılına mektuplar yazdıralım. 2023 olduğunda da bu mektupları ilgili bakanlıklara ulaştırsın’ dediğini ve Milli Eğitim Bakanı olarak mektupların kendisine geldiğini söyledi.
Bakan Tekin bu mektuplarda bir öğretmenin ‘inşallah Cumhuriyet’in 100. yılında 45-50 kişilik sınıflarda ders anlatabilirim’ şeklinde hayallerinin olduğunu, bir başka öğretmenin ‘inşallah Cumhuriyet’in 100. yılında çocuklarımız tuvalet ihtiyacını gidermek için okulun dışına çıkmak zorunda kalmazlar’ yazdığını söyledi.
Şu anda Türkiye’de derslik başına öğrenci sayısı itibariyle OECD ortalamalarını yakaladıklarını, cumhuriyet döneminde toplamda yapılan derslik sayısının iki katından fazla dersliği kendilerinin yaptıklarını vurgulayan Bakan Tekin, “Peki bizden öncekiler niye yapmadılar? Devletin parası mı yoktu? Yoksa parası vardı da bu parayı eğitim dışında başka yerlere mi harcıyorduk? Soruyu sormak benim doğal hakkım. Ama bizim Genel Başkanımız, Cumhurbaşkanımız dedi ki: ‘Bizim birinci problemimiz eğitim. Dolayısıyla eğitime bütçeden en yüksek payı hep eğitime ayıracağız’ Ve 2002’den itibaren bütün bütçelerimizde birinci sırada eğitim var. Biz bunu yaptık. Derslik başına düşen öğrenci sayısı, yani 70-80 kişilik sınıflardan 15-20 kişilik sınıflara Türkiye’yi getirdik. Öğretmen başına düşen öğrenci sayısı 800 binden fazla öğretmen ataması yaptık. Ve bu sayede öğretmen başına düşen öğrenci sayısı itibariyle de OECD ortalamalarının üzerine çıktık. Okullarımız birinci sınıf, otel gibi diyorum. Beş yıldızlı otel gibi okullar yaptık. İçerisinde her türlü imkanımız var. Ama önceki okullarımızda çocuklarımız tuvalet ihtiyacını bile okullarda gideremiyorlardı. Okullarımızda bir tane bilgisayar olsun, Cumhuriyet’in 100. yılında diyen öğretmenimize cevap olarak, 660 bin sınıfımızda, yani anaokullarımız hariç, bütün sınıflarımızda kocaman birer bilgisayar olarak kabul edebileceğimiz etkileşimli tahtalar var. Akıllı tahta diyoruz ya tahtaları var. Ve bu tahtalar, internet erişimi var, internete bağlı, internet üzerinden Türkiye’nin herhangi bir yerindeki iyi bir örneği, iyi bir anlatımı öğretmenimiz rahatlıkla açıp çocuklarına görsel olarak seyrettirebilecek duruma geldi.” diye konuştu.
OECD genel sekreterinin ‘Türkiye son 20 yılda bir eğitim devrimi yaptı’ dediğini ve kendisinden ‘bu devrimi nasıl gerçekleştirdiğinizi diğer ülkelere de örnek olmak üzere anlatın’ ricasında bulunduğunu anlatan Tekin, bir Türkiye Cumhuriyeti vatandaşının bundan daha fazla gurur duyacağı bir şey olamayacağını vurguladı.
Eğitimin kalitesini de dünyada ölçen, bütün dünyada geçerliliği kabul edilen iki tane mekanizma olduğunu ifade eden Tekin, “PISA ve TIMSS diye bilinen değerlendirmeler. 2024 yılında TIMSS yapıldı, 2025 yılında da PISA yapıldı. PISA Yürütme Kurulu Başkanı o gün orada Türkiye’nin 2015 sonrası özellikle yaptığı şey ‘olağanüstü bir başarı hikayesidir’ ifadesini kullandı. Üç alanda ölçüyor bu PISA öğrencileri, bir matematik, fen ve okuma yazma becerileri. Üç alanda da ortalamalarını yükselten tek OECD ülkesi Türkiye oldu. Şimdi bize cevap yetiştirmeye çalışan muhalefet diyor ki, ‘Evet, doğru, Türkiye yükseltti ama diğer OECD ülkelerinde pandemide vardı, pandemide sebebiyle onlar düştü, siz yükseldiniz’. Bu kadar mantıktan yoksun bir cümle kurulabilir mi? Bir, ben bundan önceki döngüyle bugünü kıyaslıyorum, 2015’ten itibaren. 2022-2025, ben bakıyorum Türkiye hepsinde minimum 20 puanlık bir artış sağlamış. Avrupa ülkeleri, OECD ülkeleri düşmüş mü? Evet, düşmüş. Ama ben yükselmişim kendim.” dedi.

Bakan Tekin, 2003 yılında ilk PISA döngüsü olduğunda Türkiye’nin 38 OECD üyesi ülkeler arasında hiçbir alanda ilk 30’a giremezken, bugün ilk 15’in içerisinde olduğunu ve bu başarıyı görmemiz gerektiğini söyledi.
Yaşanılan sıkıntılara rağmen başarı çıtalarını yükselttiklerini çünkü doğru şeyler yaptıklarını ifade eden Tekin, “Çünkü Sayın Cumhurbaşkanımız, ‘bizim birinci önceliğimiz eğitim’ dedi. Bu çocuklara, Türk çocuklarına, Türk milletinin evlatlarına bu niteliksiz eğitim yakışmıyor. ‘Biz bunu bir an önce dünyada muadilleriyle rekabet edebilecek düzeye çıkarmalıyız’ dedi ve bir yola çıktı. Bu yolculukta hemen bir yılın sonunda, iki yılın sonunda bu problemin çözülemeyeceğini hepimiz biliyorduk. Ama 2015’ten itibaren inanılmaz bir başarı ivmesi yakaladık. Ben bu süreçte emeği geçen herkese, başta Sayın Cumhurbaşkanımıza eğitimi bu kadar Türkiye’nin gündemine taşıdığı için, Türkiye’nin birinci problemi haline getirdiği için ona teşekkür ediyorum. Öğretmenlerimize teşekkür ediyorum, Allah hepsinden razı olsun.” şeklinde konuştu.
Belediyeler arsa ve imar sorunu çözülmüş yer gösterdiğinde okul ihtiyacı olan neresi varsa okul yapacaklarını taahhüt ettiklerini anlatan Tekin, yerel yönetimlerin yer gösterdiklerini, imar problemlerini çözdüklerini, ruhsat problemlerini çözdüklerini, kendilerinin okul yaptıklarını anlattı.
Bakan Tekin konuşmasını şu şekilde tamamladı: “Biz bu aşkla, bu şevkle, ilk günkü heyecanla sahada, aynı ruhla çalışmaya devam edeceğiz. Bugünkü istişare toplantımızın esprisi de bu. Yine sahaya çıkacağız. Şunun farkındayız, o gün 75 kişilik sınıflarda ders alan öğrencinin bir problemi vardı. Bugün ise 15-20 kişilik sınıflarda ders alan çocuğumuzun bir başka problemi olabilir, velimizin bir başka problemi olabilir. O zaman yeni oluşan Türkiye’ye göre, Türkiye yüzyılı parametrelerine göre, sahadaki sorunları, yeni sorunları görüp, o sorunlara çözüm üretmek durumundayız. Bunu yapmazsak, gene eski Türkiye’yi yeniden görmeye başlarız. Bugün sahnede bulunmamızın sebebi bu. Hep beraber, sadece eğitimle ilgili değil, her alanda vatandaşımızın karşı karşıya bulunduğu problemleri kayıt altına alıp, ilgili problem çözecek kamu otoriteleriyle paylaşmak üzere, istişare kültürünü yaygınlaştırmak üzere buradayız. Allah istişaremizi hayırlı ve bereketli kılsın diyorum.”
Programa, partinin MKYK üyeleri, milletvekilleri, Bağcılar Belediye Başkanı Yasin Yıldız ile çok sayıda partili katıldı. Bakan Tekin, sonrasında Çarşı Caddesi’nde esnaf ziyaretlerinde bulundu.

