
MİLLİYET.COM.TR / İsrail ile Türkiye arasındaki gerilim, Suriye üzerinden giderek daha hassas bir noktaya taşınırken Yunanistan’dan dikkat çeken bir analiz geldi.
Yunanistan merkezli BankingNews, İsrail’in “önleyici savaş” anlayışını Suriye’ye taşıyarak Türkiye’nin gelecekte oluşturabileceği askeri kapasitelere karşı şimdiden harekete geçtiğini öne sürerken, Atina’nın Tel Aviv’le giderek derinleşen savunma ilişkilerinin olası bir krizde Yunanistan’ı da zor bir denklemle karşı karşıya bırakabileceği değerlendirmesinde bulundu.
‘BÜYÜK BİR ŞEY OLACAK’
BankingNews, gelişmeleri “İsrail ateşle oynuyor, Yunanistan alevlerin eşiğinde – Büyük bir şey olacak” başlığıyla duyurdu. Analizin merkezindeki soru ise oldukça net: Savunmasını ve stratejisini İsrail’le giderek daha fazla bütünleştiren Yunanistan, Türkiye ile İsrail arasındaki gerilim kontrolden çıkarsa kendisini nerede konumlandıracak?
‘YENİ BİR BOYUT KAZANDI’
BankingNews’in analizine göre Netanyahu hükümeti, “önleyici savaş” anlayışını Türkiye sınırlarına kadar taşıyor. Haberde “İsrail’in Suriye’de henüz oluşturulmamış askeri kapasitelere yönelik saldırıları, Ankara ile Tel Aviv arasındaki gerilimin artık yalnızca diplomatik açıklamalar üzerinden ilerlemediği ve askeri bir boyut kazandığı şeklinde yorumlanıyor” iddiasında bulunuldu.
Yunan basınında bu yaklaşımın en dikkat çekici örneklerinden biri, İsrail’in 18 Ağustos’ta Suriye’nin kuzeybatısındaki Ebu Zuhur Hava Üssü’ne düzenlediği saldırı olarak gösterildi. Halep yakınlarındaki üsse İsrail uçakları tarafından pist ve tesisleri hedef alan sekiz saldırı gerçekleştirildiği aktarılırken Türkiye’nin, saldırıyı Suriye’nin egemenliğine ve toprak bütünlüğüne yönelik bir ihlal olarak kınadığı yeniden hatırlatıldı.
Ancak Yunan yayın organına göre saldırının asıl dikkat çekici tarafı, İsrail’in üsten kendisine yönelik bir saldırı gerçekleştirildiğini öne sürmemesiydi. Tel Aviv bunun yerine, söz konusu üssün ilerleyen dönemde Türkiye tarafından kullanılabileceği ihtimalini gerekçe gösterdi. Böylece İsrail’in, gerçekleşmiş bir saldırıya karşılık vermekten ziyade gelecekte ortaya çıkabileceğini değerlendirdiği bir askeri kapasiteyi şimdiden engellemeye çalıştığı savunuldu.

‘ÇATIŞMA ZEMİNİ OLUŞTURABİLİR’’
BankingNews, Doğu Akdeniz’in iki güçlü askeri aktörünün bu anlayışla hareket etmeye başlaması halinde caydırıcılıkla kendi kendini besleyen bir çatışma arasındaki mesafenin tehlikeli biçimde kısalabileceği görüşünde. Başka bir ifadeyle, henüz ortada olmayan bir kapasite üzerinden yaşanan gerilim, bizzat yeni bir çatışmanın zeminini oluşturabilir.
‘YAKIN TEHDİT’
Haberde, bu durum bölgesel güvenlik açısından tehlikeli bir emsal olarak değerlendirilirken “Bir devletin, başka bir bölgesel gücün gelecekte üçüncü bir ülkede askeri kapasite oluşturabileceği gerekçesiyle saldırı düzenlemesi, ‘yakın tehdit’ kavramının sınırlarını oldukça genişletebilir. Böyle bir yaklaşım savaş ihtimalini azaltmak yerine, tam tersine çatışmayı doğurabilecek bir süreci tetikleyebilir” denildi.
‘İSRAİL UÇAĞININ DÜŞÜRÜLMESİNE GEREK YOK’
Analizin Türkiye açısından en dikkat çekici bölümü ise Suriye’deki güç dengelerinin değişimine ayrıldı. BankingNews, Esad rejiminin devrilmesinin ardından oluşan yeni Suriye denkleminde Türkiye’nin çok daha güçlü bir etki kazandığını belirtti. Ankara’nın Şam’la yakın iş birliği yürüttüğü, Suriye’nin devlet ve askeri yapılarının yeniden inşasına destek verdiği ve ülkeyi stratejik açıdan hayati bir alan olarak gördüğü vurgulandı.
Haberde “Bu tablo, İsrail açısından doğrudan askeri sonuçlar doğurabilecek yeni bir durum olarak ele alınıyor. Suriye’de kurulabilecek bir Türk radarının İsrail uçaklarını düşürmesine dahi gerek yok. Radarın İsrail uçaklarını tespit etmesi, rotalarını kaydetmesi, irtifalarını belirlemesi ve operasyonlara ilişkin elektronik iz oluşturması bile Tel Aviv’in Suriye hava sahasındaki hareket serbestisini sınırlayabilir” denildi.
KRİTİK TARİH
Atina’ya göre gerilimin askeri boyutunun yanında siyasi bir boyutu da bulunuyor. İsrail, 27 Ekim 2026’da sandık başına gidecek ve BankingNews, Türkiye karşıtı söylemlerin İsrail seçim kampanyasının söyleminde giderek daha görünür hale geldiğine dikkat çekti
Netanyahu’nun kendisini İsrail’in güvenliğinin temel garantörü olarak öne çıkardığını ve daha önce kullandığı güvenlik merkezli seçim stratejisine yeniden ağırlık verdiğini ve Türkiye’yi merkeze koyduğu aktarıldı.

ATİNA’YI BEKLEYEN KRİTİK DENKLEM
BankingNews, bütün bu gelişmelerin Yunanistan’ın olası bir Türkiye-İsrail çatışmasında otomatik olarak İsrail’in yanında savaşa gireceği anlamına gelmediğinin altını özellikle çizdi. Atina ile Tel Aviv arasındaki savunma iş birliğinde böyle bir otomatik savaş yükümlülüğü bulunmuyor.
Habere göre İsrail’le operasyonel, teknolojik ve savunma sanayii bağları derinleştikçe, Türkiye ile İsrail arasında büyük bir kriz yaşanması halinde Yunanistan’ın bölgedeki tüm aktörler tarafından tamamen bağımsız bir faktör olarak değerlendirilmesi zorlaşabilir.
Üstelik Atina’nın Ankara ile zaten son derece hassas başlıkları bulunuyor. Ege Denizi, Doğu Akdeniz, Kıbrıs, kıta sahanlığı, deniz yetki alanları ve silahlanma rekabeti gibi başlıklar yıllardır iki ülke arasındaki ilişkilerin en önemli gündem maddeleri arasında yer alıyor.
Bu nedenle İsrail-Türkiye arasında Suriye üzerinden başlayabilecek daha geniş çaplı bir askeri gerilim, Yunanistan açısından zaten karmaşık olan güvenlik denklemine yeni ve ciddi bir boyut ekleyebilir.
Analizin sonunda ise dikkat çekici bir soru yöneltilerek “İsrail, gelecekte ortaya çıkabileceği düşünülen her tehdidi bugünden askeri müdahale gerekçesine dönüştürmeyi sürdürürse, Atina’nın asıl hesabı yalnızca ‘İsrail’e ne kadar yakın olmak istediği’ üzerinden mi yapılacak, yoksa bu tercihin sonuçlarına ne kadar yaklaşacağı da hesaba katılacak mı?” ifadesinde bulunuldu.
BankingNews’in başlığındaki ifadeyle, “İsrail ateşle oynuyor; Yunanistan ise alevlerin eşiğinde.” Ve 27 Ekim’deki İsrail seçimleri yaklaşırken, Suriye’den Doğu Akdeniz’e uzanan bu hassas denklemde gözler Ankara, Tel Aviv ve Atina arasındaki yeni hamlelere çevrilmiş durumda.

