
Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD) verilerine göre, 10 Ekim Cumartesi günü saat 22.08’de Marmara Denizi’nde, Yalova açıklarında 3,5 büyüklüğünde deprem meydana geldi. Yerin 7,96 kilometre derinliğinde kaydedilen sarsıntı, İstanbul başta olmak üzere çevre illerde de hissedildi. Depremin ardından Marmara’daki fay hareketliliğine ilişkin tartışmalar yeniden gündeme geldi.
“ADALAR FAYI ÖLÜDÜR”
Depremi değerlendiren Prof. Dr. Şener Üşümezsoy, sarsıntının kamuoyunda tartışılan Adalar Fayı üzerinde meydana gelmediğini öne sürdü. Depremin, 1999 Gölcük Depremi sonrasında gerilim aktarıldığını belirttiği ikincil fay kollarında gerçekleştiğini ifade eden Üşümezsoy, “Adalar Fayı ölüdür” sözleriyle dikkat çekti.
Prof. Dr. Şener Üşümezsoy’un açıklamaları şöyle;
Yalova açıklarında olan bu deprem, 1894 yılında kırılan fay ve 1999 yılında kırılan fay hattında, bu faylara gelen kollarda meydana gelen bir deprem. Yani Adalar’ın yakınlarında da olduğunda, Adalar Fayı’nın hareketlendiği söylenen depremdi. Aslında Adalar Fayı ölüdür. Bu deprem, onu kuzey yönünde kesen ve kuzeye doğru giden ikinci kollarda meydana geldi. Bu nedenle Adalar Fayı’nda olduğu söylenmişti.
“BU DEPREMDEN BÜYÜK BİR DEPREM ÇIKMAZ”
Bu da Yalova-Çınarcık kıyısından kuzeye doğru giden ikinci kollarda meydana gelen bir deprem. Bunlar, 1999 depreminin artık geç ses yüklediği, stres yüklediği faylar üzerindeki depremler. Yani buradan büyük bir deprem çıkmaz. Yaklaşık bir kilometrekarelik bir alanda, bir yırtılma, bir dönüm varsa kadar olan bir fay düzleminde yırtılmayı gösteriyor.
“ADALAR FAYI’NDA DEPREM OLUR DENİLDİĞİNDE VURGULADIĞIM NOKTA”
Yazın olup da Adalar Fayı’nda deprem olur denildiği zaman vurguladığım, bu Yalova-Çınaraltı kıyısından kuzeye doğru giden ikinci kollarda meydana gelen depremdir. Onun uç kısmıdır. Şimdi o depremin daha güneydeki kesimde meydana gelen depremler, ana kol 1999 yılında kırıldığı için stresini boşalttığından, ona verev gelen yan kollarda kalan streslerin yarattığı depremlerdir. Bu kuzeye doğru giden, kuzey kıyısında bütün hissedilmesinin sebebi, fayın doğrultusu kuzeye doğru olduğu için o bölgede hissedilmesidir. Bu büyük bir deprem yaratmaz. Bahsettiğimiz 5’lik depremler en fazla oluşabilir.
“ADALAR’A DOĞRU GİDEN BİR FAY SÖZ KONUSU DEĞİL”
Haritada da gördüğümüz gibi KAF sınırı, Yalova-Çınarcık kıyısından geçmektedir. Kuzey Anadolu Fayı dediğimiz fay budur. Yukarıda çizgi çizgi veya ince çizgilerle gösterdim. Tümüyle 1999’dan beri olmayan, üzerinde spekülasyon yapılan fayları göstermektedir. Bu depremin olduğu yer, Yalova-Çanakkale kıyısından dümdüz dolanan, plaka sınırı dediğimiz Kuzey Anadolu Fayı’nın Marmara Denizi içindeki uzanımıdır. Adalar’a doğru giden bir fay söz konusu değildir.
“TUZLA VE ATAŞEHİR’DE HİSSEDİLMESİNİN SEBEBİ”
İstanbul’un Anadolu kıyısının özellikle doğu kesiminde, Ataşehir ve Tuzla gibi alanlarda hissedilmiş olmasının sebebi, Yalova’daki ana faya verev gelen fayların bir grubunun Tuzla’ya doğru giderken bir grubunun batıya doğru, Bakırköy’e doğru uzanan fay sistemini oluşturmasıdır. Bu nedenle, dörtlük bir deprem de olsa Tuzla’ya doğru uzanan kesimde yer aldığı için bu kıyıda hissedilmiştir.
“İNSANLAR HER OLAYA AŞIRI HASSAS YAKLAŞIYOR”
Hissedilmiş ama söylediğim gibi, insanların zihninde Adalar Fayı’nda büyük deprem olacağı inancı bulunduğu için her olaya aşırı hassas yaklaşılıyor. Oysa öyle bir fay söz konusu değil. Bu, Kuzey Anadolu Fayı’nın Yalova-Çınarcık kıyısı önünden geçen ana fayına verev gelen kesimlerde, P ve R şearyeller dediğimiz, P doğuya doğru eğildi, R şearyeller batıya doğru eğildi şeklindeki ikincil kollarda meydana gelen bir depremdir. Bu kollar kendi başlarına esaslı bir deprem oluşturmaz. Bunlar, 1999’da açığa çıkan stresin bu kollarda yarattığı tetiklenmelerin sonucudur.”

