Adalet Bakanı Akın Gürlek, Behçet Oktay ve Uğur Mumcu'nun aileleriyle görüştü

Adalet Bakanı Akın Gürlek, eski Özel Harekat Daire Başkanı Behçet Oktay’ın ve bombalı suikastla hayatını kaybeden gazeteci Uğur Mumcu’nun ailelerini kabul etti.

Adalet Bakanı Akın Gürlek’in bugün iki önemli randevusu vardı.

 

Bakan Gürlek, ilk olarak eski Özel Harekat Daire Başkanı Behçet Oktay’ın ailesiyle bir araya geldi. Kendi silahıyla intihar ettiği kayda geçen Oktay’ın ölümü ortaya çıkan şüpheler nedeniyle uzun süredir tartışma konusuydu.

 

Görüşmede şüpheli ölümün aydınlatılmasına yönelik taleplerin gündeme geldiği tahmin ediliyor. Bakanlıkta gerçekleşen görüşmede, Behçet Oktay’ın oğlu Burak ve kardeşi Şule Oktay yer aldı.

Oktay’ın ailesi, Fetullahçı Terör Örgütü’nün (FETÖ) olayda rolü olduğunu öne sürerek dosyanın yeniden ve kapsamlı şekilde incelenmesini talep ediyor.

 

BAKAN GÜRLEK: O TARİHLERDE BEHÇET OKTAY FETÖ’NÜN RADARINDAYDI

 

Adalet Bakanlığı’ndan Bakan Akın Gürlek’in, Behçet Oktay’ın ailesiyle yaptığı görüşmeye ilişkin açıklama geldi.

 

Bakanlıktan yapılan açıklamaya göre; Bakan Gürlek görüşmede, Adalet Bakanlığı bünyesinde kurulan Faili Meçhul Suçları Araştırma Daire Başkanlığı’nın karanlık kalmış, henüz aydınlatılmamış cinayetlerin ortaya çıkarılması için yaptığı çalışmaları hatırlattı.

 

Gürlek, “Bu konuda da özellikle ailelerimizle görüşme yapıyoruz. Çünkü sizin gözlemleriniz, ilk olay anında gördükleriniz, bilgileriniz sıcağı sıcağına çok önemli. Bu konuda toplantılara önem veriyoruz. Tekrardan başınız sağ olsun.” dedi.

 

Bakan Gürlek, olayın gerçekleştiği tarihte Oktay’ın Fetullahçı Terör Örgütü’nün (FETÖ) radarında olduğunun altını çizerek, “Çok önemli. O tarihlerde Sayın Müdürümüz, FETÖ’nün radarındaydı. Vazifesini yaptığı dönem, örgütün tam palazlanmaya başladığı zaman, 2009 yılı.” değerlendirmesini yaptı.

 

Özellikle 2007-2010 yılları arasındaki olayların, çok ayrıntılı incelendiğini belirten Gürlek, “Hrant Dink, rahmetli Muhsin Yazıcıoğlu cinayeti. Daha sonra da rahmetli Behçet Oktay’ın ölümünden dolayı bu tarihlere iyi bakıyoruz. Özellikle burada FETÖ’nün parmak izi çıkabilir mi? Çünkü genelde bir organize eylem olabiliyor.” ifadelerini kullandı.

 

Gürlek, olayda şüpheli hareketlerin olduğunu belirterek, şunları kaydetti:

 

“Özellikle olay tarihindeki bir bölgesel baz istasyon çalışması yapılması gerekiyor. Genişletilmiş. Yani telefon sinyalleri kimler bulunuyor? Gerekirse geçmiş örnek kamera görüntülü var mı? Kimler irtibatlı? Onlara bakmak lazım. Müdahale eden, ilk olaya müdahale eden kimler? İşte görevli polisler kimler o tarihteki…”

 

“GÜNÜMÜZ TEKNOLOJİSİ GELİŞTİ”

 

Faili Meçhul Suçları Araştırma Daire Başkanlığı’nda görev yapan personelin, “profesyonel” olduğuna dikkat çeken Gürlek, şöyle devam etti:

 

“Zaten bu birimi kurma amacımız da özellikle ayrı bir bakış açısıyla, ayrı bir gözle dosyada henüz aydınlatılmamış ya da ortaya çıkarılmamış teknik delilleri ortaya çıkartmak. Tabii şu an günümüz teknolojisi gelişti. Daha fazla, daha farklı yöntemlerle inceleme yöntemimiz var. Arkadaşlarımız çalışıyor. Burada daire başkanımız var, altındaki hakimlerimiz var. Savcılarımızla, Ankara Başsavcılığımızla da irtibatta.”

 

“27 DOSYADA 30 FAİL BULUNDU”

 

Bakan Gürlek, Faili Meçhul Suçları Araştırma Daire Başkanlığı’nın kurulduğu tarihten bugüne kadarki çalışmaları neticesinde 27 dosyada 30 failin bulunduğunun altını çizdi.

 

En ufak bir ayrıntıyı bile değerlendirdiklerini dile getiren Gürlek, “Ama burada özellikle o tarihteki atmosfere bakmak lazım. Yani rahmetlinin öldürüldüğü ya da intihar eyleminin gerçekleştiği tarih 2009 tarihi. O tarihteki Türkiye atmosferine bakmak lazım. Yani burada kimin menfaatine olacak bu eylem. Özellikle biz devlet olarak yanınızdayız, sonuna kadar bu işle mücadele edeceğiz. İnşallah burada karanlık bir nokta kalmayacak. Sonuna kadar bu işin peşini bırakmayacağız. Suçlu varsa da bunu çıkartmak devletin görevi.” ifadelerini kullandı.

 

“OLAYDA KİMİN DAHLİ BULUNURSA BULUNSUN SONUNA KADAR TAKİPÇİSİ OLACAĞIZ”

 

Adalet Bakanı Akın Gürlek; görüşmeye ilişkin sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, başta FETÖ bağlantısı iddiası olmak üzere, olaya ilişkin tüm şüphelerin yeniden ve kapsamlı biçimde inceleneceğini belirtti.

 

“Hiçbir husus karanlıkta bırakılmayacak.” diyen Gürlek, “Olayda kimin dahli bulunursa bulunsun, gerçeğin ortaya çıkarılması için bu meselenin sonuna kadar takipçisi olacağız.” ifadesini kullandı.

 

Bakan Gürlek, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda şu ifadelere yer verdi:

 

“17 yıl önce şüpheli şekilde hayatını kaybeden eski Özel Harekat Daire Başkanı Behçet Oktay’ın oğlu Burak Oktay ve kız kardeşi Şule Oktay ile Bakanlığımızda bir araya geldik. Başta FETÖ bağlantısı iddiası olmak üzere, olaya ilişkin tüm şüpheler yeniden ve kapsamlı biçimde incelenecek; hiçbir husus karanlıkta bırakılmayacaktır. Behçet Oktay’ın şüpheli ölümünün bütün yönleriyle aydınlatılması ve maddi gerçeğin ortaya çıkarılması için süreci yakından takip edeceğiz. Olayda kimin dahli bulunursa bulunsun, gerçeğin ortaya çıkarılması için bu meselenin sonuna kadar takipçisi olacağız. Merhum Behçet Oktay’a bir kez daha Yüce Allah’tan rahmet; ailesine ve sevenlerine sabır ve metanet diliyorum.”

 

BEHÇET OKTAY’IN KIZ KARDEŞİ: DOSYADA HİÇBİR İNCELEME YAPILMADI

 

Oktay’ın kız kardeşi Şule Oktay da dönemin Taraf ve Zaman gazetelerinin Ergenekon soruşturmaları sürecinde Behçet Oktay’ı gündeme taşıdığını belirterek, sürekli mobbing haberler yapıldığını ifade etti.

 

Olay günü eve gelip yemek yemeyi planlayan Behçet Oktay’ın son anda bir yemek organizasyonuna gittiğini ifade eden Şule Oktay, sözlerini şöyle sürdürdü:

 

“Gece saat 03.00’te kapımız çaldı, ‘Behçet Oktay intihar etti’ diye. Saat 04.00’te bizim biletlerimiz alındı. Apar topar uçağa bindirildik. Birinci haftasında yeğenlerim çağırılmış. Soruşturma bitti. Yani dosyada hiçbir inceleme yapılmadı, bizim bilgimize dahi başvurulmadı. 2 adet cep telefonu var bunlara yer verilmedi. Kasasının anahtarı alınmış götürülmüş, telefonla görüşmeler yapılmış. Dosyayı kapattılar.”

 

“Ağabeyim sağ eliyle çay bile karıştırmazdı.” diyen Şule Oktay, Behçet Oktay’ın her iki elinde de barut artığı bulunduğuna ilişkin kayıtların, “şüphe uyandırıcı “olduğunu belirtti.

 

OKTAY’IN OĞLU: SİLAHTAKİ MERMİLER BABAMIN MERMİLERİ DEĞİL

 

Behçet Oktay’ın oğlu Burak Oktay da silahtaki mermilerin hiçbirinin babasına ait olmadığını dile getirerek, “Babam hep aynı mermileri kullandı. Yedek şarjör olan mermiler aynı ama silahtaki mermiler babamın mermileri değil.” ifadesini kullandı.

 

Oturdukları lojmandaki komşularının çoğunun daha sonra FETÖ’den firari olduğunu belirten Burak Oktay, “Mesela buna babamın korumaları da şahit. Ondan sonra zaten bu oturduğumuz lojman itibarıyla bütün komşularımız FETÖ’den firariler. Babamı ‘Hizbullah militanı’ diye dinlemeye aldırdılar. Firari Recep Güven ‘kendisini öldürttü’ yorumunu yaptı.” değerlendirmesinde bulundu.

 

Şule Oktay ve Burak Oktay konuyla yakından ilgilenmesi ve kendilerini kabul etmesinden dolayı Adalet Bakanı Akın Gürlek’e teşekkür etti.

 

BEHÇET OKTAY’IN ÖLÜMÜNDE FETÖ ŞÜPHESİ

 

15 Temmuz’daki darbe girişiminin ardından, FETÖ’nün emniyet, ordu ve yargıdaki yapılanmalarının ortaya çıkması, geçmişte tartışmalı bir şekilde kapanan bazı soruşturma ve davaları da gündeme getirmişti.

 

Bu davalardan biri de 25 Şubat 2009’da Ankara Dikmen’de ölü bulunan eski Özel Harekat Daire Başkanı Behçet Oktay’a ait. Oktay; 25 Şubat 2009’da, Dikmen Keklikpınarı Caddesi yakınlarında park halindeki aracında aldığı ateşli silah yaralanmasının ardından, ağır yaralı olarak kaldırıldığı Gazi Üniversitesi Hastanesi’nde hayatını kaybetmişti.

 

Oktay’ın ölümünün ardından gündeme gelen “cinayet” iddiaları üzerine soruşturmayı yürüten Cumhuriyet Savcısı Hüseyin Yalçın, ”başka birinin kastının ve katılımının bulunmadığı ve olayın, Oktay’ın kendi eylemi sonucu meydana geldiği” gerekçesiyle takipsizlik kararı vermişti.

Oktay’ın ailesinin itirazı üzerine dosya, Sincan 1. Ağır Ceza Mahkemesi’ne gitti. Mahkeme ”takipsizlik” kararını kaldırarak, olayla ilgili dava açılması gerektiğini belirtmişti.

 

Bunun ardından dosyaya bakan Ankara Cumhuriyet Savcısı Mustafa Düzgün, Oktay’ın ölümü sırasında yanında bulunan H.K. hakkında ”adam öldürmek” ve ”6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanun’a muhalefet” suçlamasıyla iddianame düzenlenmişti.

 

Ankara 8. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davada H.K.’nın beraat etmesiyle, Oktay’ın ölümü sır olarak kalmaya devam etti.

“ÖLDÜRÜLMEDEN BİR HAFTA ÖNCE ‘ÇOK ÜZERİME GELİYORLAR’ DİYORDU”

 

Behçet Oktay’ın kız kardeşi Şule Oktay; geçmiş yıllarda yaptığı açıklamada, ağabeyinin ölümünün intihar değil, cinayet olduğunu iddia etmişti.

 

Gerek soruşturma gerekse dava kısmında olayın kapatılmaya çalışıldığını ifade eden Oktay, ağabeyinin ölümünde FETÖ’nün parmağı olduğunu savunmuştu.

 

15 Temmuz’daki darbe girişiminin ardından görevden uzaklaştırılan ya da tutuklanan bazı emniyet ve yargı mensuplarının, ağabeyinin öldürülmesiyle alakalı olduklarını düşündüklerini kaydeden Oktay, şöyle konuşmuştu:

 

“Ağabeyimi öldürmeden önce dinlemeye, teknik takibe almışlar. Bu talimatı veren kim? Ramazan Akyürek. Ağabeyimin ölümünde çok ciddi bir FETÖ parmağı var. Sonrasında soruşturmayı ve davayı kapatmalarından da bu belli oluyor. Ölümünü yeterince incelemediler. Ağabeyim, öldürülmeden bir hafta önce ‘Çok üzerime geliyorlar.’ diyordu. Ağabeyim, o dönemde FETÖ’nün çok ciddi şeylerini yakaladı. Fetullahçıların nerelere uzandığını kimsenin kestirmesi mümkün değil. Ergenekon’dan içeri atabilirlerdi ama bunları yapmadılar ve ağabeyimi öldürdüler. Yanına kadar gelebilen insanlar öldürdü. Ağabeyimin o dönem söylediği şeyler bu yöndeydi. Darbe girişiminin ardından FETÖ’nün yargı ve emniyetten temizlenmesiyle, davanın tekrar açılması için adımlar atacağız. Artık gerçek ortaya çıkmalı.”

 

BAKAN GÜRLEK, UĞUR MUMCU’NUN AİLESİYLE DE BİR ARAYA GELDİ

 

Adalet Bakanı Akın Gürlek bugün ayrıca 24 Ocak 1993’te Ankara’da evinin önünde bombalı suikastla hayatını kaybeden araştırmacı gazeteci Uğur Mumcu’nun ailesiyle de görüştü.

Bakanlıkta yapılan görüşmede, Uğur Mumcu’nun eşi Şükran Güldal Mumcu ve oğlu Özgür Mumcu yer aldı. Görüşmede, Uğur Mumcu suikastına ilişkin dosyadaki son durum ve yürütülen yeni çalışmalar ele alındı.

 

BAKAN GÜRLEK: CİNAYETİN TÜM YÖNLERİYLE ORTAYA ÇIKARILMASI GEREKİYOR

 

Görüşmede Uğur Mumcu’nun güçlü bir aydın olduğunu ifade eden Adalet Bakanı Akın Gürlek, “Özellikle rahmetlinin bakmış olduğu dosyalar, olaylar, ele aldığı yazılardan dolayı bir kesimin radarına girdiğini düşünüyoruz. Bu konuda devlet sonuna kadar kararlıkla mücadele edecek.” dedi.

 

Bakan Gürlek, Uğur Mumcu dosyası ile ilgili olarak “Burada tabi bir cinayet var. Bu cinayetin tüm yönleriyle ortaya çıkarılması gerekiyor.” ifadelerini kullandı.

 

Ortada bir suç varsa mutlaka bir fail olacağını belirten Bakan Gürlek, “Devlet de bu faili ortaya çıkarmak zorunda. Geçmişte yaşanan bu şekilde dosyaları ele aldık. Yani ortaya çıkarılmamış cinayetler. Bunlar eski tarihli 15, 20, 25 yıllık cinayetler var. Bizim bu büronun kuruluş amacı bu mücadelede sonuna kadar kararlılıkla mücadele etmek, üzerine gitmek, karanlık noktalar varsa, o zaman gözden kaçan deliller varsa onları ortaya çıkartmak.” diye konuştu.

 

Yargılama sürecini hatırlatan Bakan Gürlek, “Burada da biliyorsunuz bir yargılama var. Ama tabii henüz karanlıkta kalan bazı olaylar var. İşte tam aydınlığa kavuşmayan olaylar var” diye konuştu. 1993 yılının Türkiye için karanlık bir dönem olduğunun altını çizen Bakan Gürlek, “Uğur Mumcu bu ülke için gerçekten önemli bir değerdi, önemli bir kalemdi.” ifadelerini kullandı.

“BİR KESİMİN RADARINA GİRDİĞİNİ DÜŞÜNÜYORUZ”

 

Dosyada ismi yer alan ve yurt dışına kaçan zanlıların peşinin bırakılmayacağının altını çizen Bakan Gürlek, “Bir şahıs şu an firari. Onu elbette kırmızı bülten çıkarttık, getirilmesi için bütün iletişim kanalları da kullanıyoruz. Ama onun haricinde de bazı şüphelendiğimiz konular var. Özellikle rahmetlinin bakmış olduğu dosyalar, olaylar, ele aldığı yazılardan dolayı bir kesimin radarına girdiğini düşünüyoruz. Bu konuda devlet sonuna kadar kararlıkla mücadele edecek.” şeklinde konuştu.

 

“SAMİMİYETLE BU SÜRECİ YÜRÜTECEĞİZ”

 

Şu an Türkiye’de devletin muktedir olduğunun altını çizen Bakan Gürlek, “Eski Türkiye’de şahıslar maalesef devlet kurumlarının bazen önüne geçmiştir. Ama her zaman devlet muktedirdir. Bunu hiçbir zaman unutmayın. Devlet her zaman bir olay isterse ortaya çıkartır. Şu an biz samimiyetle bu süreci yürüteceğiz. Çözdüğümüz olaylar da oldu.” dedi.

 

Bu tür dosyalarda sonuna kadar kararlılıkla mücadele ettiklerini dile getiren Bakan Gürlek, Faili Meçhul Suçları Araştırma Daire Başkanlığı’nın çalışmalarından bahsederek, “İçinizi ferah tutabilirsiniz. Buradaki arkadaşlarımızın hepsi teknik arkadaşlar, alanında uzman arkadaşlar. Sizler de zaten sürekli olarak irtibata geçebilirsiniz. Yeni bir belge, yeni bir delil öğrendiğiniz zaman telefonlarınızı alın bu konuda. Yani biz bu büroyu kurarken dedik ki burada kim olursa olsun yani bir devlet, bir cinayet varsa bunun faili bulmak zorunda. Faili kaçtıysa da bunu peşini bırakmamak zorunda. Yani bu devletin temel görevi. Yani o Oğuz Demir İran’a gitti, Avusturya’ya gitti. Mutlaka bunu devlet iade etmek zorunda. Yani bizim en azından onun peşinde olduğumuzu hissettirmemiz lazım. Yani orada rahat olmaması lazım.” şeklinde konuştu.

 

Cinayette karanlık kalan noktalara vurgu yapan Bakan Gürlek, “Karanlık kalan noktalar varsa. Başka birileri varsa onları da ortaya çıkartmak zorundayız. Yani devletin temel görevi bu. Yani bu konuda da biz kararlıyız.” dedi.

 

GÜLDAL MUMCU: ARKASINDAKİ GÜÇLERİ BİLMEK İSTİYORUZ

 

Görüşme için Bakan Gürlek’e teşekkür eden Güldal Mumcu ise, “Tabii ki biz arkasındaki güçlerin kim olduğunu, kimlerin bunları koruduğunu bilmek istiyoruz.” diye konuştu.

 

Uğur Mumcu’nun oğlu Özgür Mumcu da, “Bir takım failler var. Bunun arkasındaki bağlantılar. Devletin bunu ortaya çıkartma iradesi göstermesi bizi sadece memnun eder.” diye konuştu. Görüşmede Bakan Gürlek aile avukatlarının dosya hakkındaki görüşlerini de dinledi.