“Bulut” kelimesi, teknoloji tarihinin en başarılı pazarlama operasyonlarından biri. Hafif, soyut, zararsız. Öyle ki fotoğraflarımızı, belgelerimizi, şirket sırlarımızı, müşteri kayıtlarımızı, bankacılık sistemlerimizi ve kamu hizmetlerimizi hiç düşünmeden oraya taşıdık. Çünkü bize daha hızlı, daha ucuz, daha güvenli, daha esnek bir dünya vaat edildi. Peki karşılığında ne istendi? Bunu soran çok az.Baştan söyleyeyim: Bulut gerekli mi? Evet, gerekli. Bu tartışma çoktan bitti. Asıl soru şu: Bu konforun karşılığında neyi teslim ediyoruz? Verimizi mi, kontrolümüzü mü, mahremiyetimizi mi, yoksa farkına bile varmadan bağımsızlığımızı mı?Bu soruyu sormak neden bu kadar zor? Çünkü sorunun muhatabı görünmez. Sunucu odası yok, kapıda güvenlik yok, yanından geçerken duyduğunuz fan sesi yok. Elinizde yalnızca bir fatura ve şık bir yönetim paneli var. Panel yeşil yandığı sürece kimse merak etmiyor.