
Empati’ye konuk olan Ebru Şallı, 2020 yılında kaybettiği oğlu Pars’ı anlattı. Oğlunun hastanede kendisine söylediği ve hiç unutamadığı sözleri paylaşan Şallı, gözyaşlarına hakim olamadı.
1995 yılında katıldığı Queen of Turkey yarışmasında birinci seçilen ve kariyerine oyunculuk ve sunuculukla devam eden Ebru Şallı, Ahmet Mümtaz Taylan’ın sunduğu Empati programına konuk oldu.
Ebru Şallı, programda 2020’de lenfoma sebebiyle kaybettiği oğlu Pars’ı ve hastalık sürecini anlattı. Zaman zaman gözyaşlarını tutamayan Şallı, kendisine yönelik eleştirilere de yanıt verdi.
“BUNDAN SONRA EVLENMEK İSTEMEM”
İlk olarak ailesinden ve çocukluğundan bahseden Şallı, hep olgun bir çocuk olduğunu ve aile sıcaklığında büyüdüğünü söyledi. Dört kardeş olduklarını belirten Ebru Şallı, küçük kardeşiyle isteyerek ilgilendiğini söyledi ve “Anne olmaya çok özeniyordum” dedi.
2002-2013 yılları arasında evli kaldığı Harun Tan ile güzel ve uzun bir evliliği olduğunu ifade eden Şallı, “Sonra ayrılık kararı aldık ve şu an çok iyi dostuz. Ama bundan sonra artık evlenmeyi istemem” diye konuştu.
“HEP OĞLUM OLSUN İSTEDİM”
Harun Tan ile evliliğinden Beren ve Pars adında iki oğlu olan Ebru Şallı; büyük oğlunun 22 yaşına geldiğini, profesyonel olarak tenis oynadığını anlattı.
Erkek çocuklara karşı zaafı olduğunu itiraf eden Şallı, “Hep ‘İnşallah oğlum olur’ demiştim, aslında Harun kız istiyordu çünkü ilk evliliğinden Can adında bir oğlu vardı. Onunla da çok ilgilendim, hâlâ da beraberiz. Sonra Beren doğdu” dedi.
“PARS’IN HASTALIĞINI ÖĞRENİNCE YERE YIĞILDIM”
2020 yılında evlat acısıyla sarsılan Ebru Şallı, üç yıl boyunca lenfoma ile mücadele eden ve 9 yaşında hayatını kaybeden küçük oğlu Pars hakkında konuştu.
“Pars nasıl bir çocuktu?” sorusuna yanıt veren sunucu, “İlk doğduğu anda ‘bu da bebek’ dediler, yaşlı doğdu Pars… Beren inanılmaz yaramazlık yapardı. o ağabeyin idare ederdi, olgundu” dedi.
Oğluna lenfoma teşhisinin 2018’de konulduğunu söyleyen Ebru Şallı, o günleri “7 buçuk yaşındaydı, her şey ateş ve boyun ağrısıyla başladı. Doktora götürdük, teşhis için MR’a girdi. MR’daki doktor da çok acımasızdı, biz Harun’la kapıda beklerken gelip ‘Her yerinde bir şey var” deyince yere yığıldığımı hatırlıyorum” diye anlattı.
“DIŞARI ÇIKIP AĞLAYIP MAKYAJ YAPIP OĞLUMUN YANINA DÖNÜYORDUM”
Üç yıl hastanede olduklarını söyleyen Şallı, “Pars hastanede bir gün ‘Aman annem uyanmasın, çünkü gece hiç uyumadı’ demişti. Mesela bu cümlesini unutamıyorum, 8 yaşındaki bir çocuk bunu nasıl düşünebiliyor?” dedi.
“Hiç neden biz dedin mi?” sorusuna yanıt veren Şallı, “Pars 3 yıl boyunca hiç neden ben demedi. Benim öyle bir şey söylemem çok büyük haksızlık olurdu. Defalarca saçı kesildi ama hiç sesi çıkmadı” diye konuştu.
Pars’ın en büyük hayalinin görünmez olmak olduğunu belirten Ebru Şallı, “Hastane odasını cennete çevirmeye çalışırken o da buna eşlik eden bir çocuktu. Elimden geldiği kadar onu mutlu etmeye çalıştım, dışarı çıkıp çıkıp ağlayıp makyaj yapıp dönüyordum” dedi.
“ANNE SEN BENİ TEKRAR DOĞURDUN”
Pars için uygun iliğin bir türlü bulunamadığını belirten Ebru Şallı, “Ben oğluma ilik verdim ama esasında tutmuyordu. Harun’un da tutmadı, benim de tutmadı, Beren’in de tutmadı. Çünkü DNA’lara bakılıyor, doktorlar genellikle 10’da 10 eşleşmeyle yola çıkmak istiyor, 10’da 9’u bile düşünüyor” dedi.
Ancak kendisinde farklı bir doku grubu çıktığını ve aynısının Pars’ta da olduğunu belirten Şallı, “Bu da Allah’ın verdiği bir şey, yani çok acayip bir şey. Ve ben ona ilik verdim, yüzde 100 tuttu. Çok güzel bir başarı tabii, muhteşem bir şey. Gerçekten böyle bir şey olması, doktorlar falan herkes çok şaşırdı” diye konuştu.
Ebru Şallı, “Ama bana doktor ‘Siz dedi çok vermek istiyorsunuz. Gelin bu doku grubundan yürüyelim, verin oğlunuza iliği’ dedi. Bu doku grubu çocuğumu 8-10 ay daha yaşattı. Pars da bana ‘Anne sen beni tekrar doğurdun’ dedi” ifadelerini kullandı.
İlik nakli sonrası eve döndüklerini ve 10 ayın sonunda yeniden hastaneye gittiklerini anlatan Şallı, “Pars için de elimden gelenin en iyisini yaptım. İçimde hiçbir şüphem yok. Doktor bana ‘Siz çabanızla 8 ayı 3 yıla çıkardınız’ dedi” şeklinde konuştu.
“AİLEM İÇİN KENDİM İÇİN YAŞAMAK ZORUNDAYIM”
Şallı, “İnsan böyle bir acıdan geçtikten sonra insanların dert edindiği küçük şeyleri dinlerken ufaktan sinir krizleri geçiriyor mu?” sorusuna da şu cevabı verdi:
“Onların hiçbir şeyi olmadığını düşünüyorum. Allah kimseye böyle bir şey yaşatmasın. Ona göre yaşıyorum artık. Bir yük bu, herkes kaldıramaz.”
Kendisine yapılan eleştirilerle ilgili de konuşan Ebru Şallı, “İlk zamanlar bazılarının ‘Çocuğunu kaybetti bak nasıl güzel, nasıl yaşıyor?’ gibi şeyler dediklerini duydum. Ben bu olayı şöyle düşünüyorum. Bunu yaşayan tek ben değilim, hepimiz biriz. Onlar belki hiçbir şey yapamıyorlar, ben de ünlü ve başarılı olduğuma göre insanlara bunu göstermeliyim. Ben eve kapanıp yerlere atsam kendim Pars geri gelecek mi? Yok. Sadece üzüldüm, ağladım. Eğer insanların içi rahatlayacaksa onları da yaptım zaman zaman da yapıyorum. Ama bir oğlum daha var, ailem var. Hem onlar hem de kendim için yaşamak zorundayım. Hayat devam ediyor. Pars’ın da beni gördüğünü de düşünüyorum. Onu beni mutlu, iyi görmesi çok önemli” dedi.
“PARS DAHA FAZLA ACI ÇEKMEDİĞİ İÇİN ŞÜKREDİYORUM”
Hatalıkla savaşmaktan son güne kadar hiç vazgeçmediğini söyleyen Şallı, “O süreçte birçok şeye sarılıyorsun. İnsan kemoterapiye sevinir mi? Ama onu alabildiği için şükrediyorum. Allah kimseye yaşatmasın, kimseyi evladıyla sınamasın” dedi.
Aynı acıyı yaşayanlara örnek olmak istediğini ve sevdikleri konusunda korkuları olduğunu belirten Ebru Şallı, her gün şükrettiğini belirtti ve evlat acısıyla ilgili de şunları söyledi:
“Buna da şükrediyorum çünkü Pars daha fazla acı çekmedi. Çünkü o hastanede acı çekerken, ben daha çok acı çekiyordum. Evlat acısı hiç geçmeyen bir şey tabii ki. Bir ateş topu içinizde dolaşıyor gibi diye anlatabilirim. Çok acı veren bir şey, onun tarifi yok.”
“PARS GİTMEMELİYDİ AMA GİTTİ”
Taylan’ın “Bugünkü halinle büyüdüğün eve dönüp küçük Ebru ile karşılaşsan neyi değiştirmek istersin?” sorusuna yanıt veren Ebru Şallı, “Bir şey değiştirebilir miyim. Pars gitmesin” dedi ve gözyaşlarına boğuldu.
Şallı, sözlerini “Bazen ‘neden gitti?’ diye de kendime soruyorum. Ama sonra diyorum ki insanlara acı çektirmek istemedi. O da beni çok üzüyor. Çünkü onun hastanedeki insanlara nasıl iyi davrandığı aklıma geliyor. Gitmemeliydi ama gitti” diye noktaladı.

