Almanya'da iktidara yürüyen partiden U dönüşü

Almanya için Alternatif partisinin yeni strateji belgesi, oluşumun Avrupa Birliği ve eurodan derhal ayrılma hedefinden vazgeçerek birlik içinde köklü bir reform talebine yöneldiğini ortaya koydu.

Son dönemde yerel seçimlerde elde ettiği başarıyla öne çıkan ve ülke genelindeki anketlerde zirvelere oynayan Almanya için Alternatif (AfD) partisi, Avrupa Birliği (AB) ve ortak para birimi euro konusundaki katı tutumunu değiştirmeyi düşünüyor.

 

Hazırlanan strateji belgesine göre parti, birlikten derhal ayrılmak yerine AB kurumlarının ve para biriminin köklü bir reformdan geçirilmesini talep ediyor.

 

Reuters’ın ulaştığı ve ilk olarak Bild gazetesinde yer alan taslak metin, 2013 yılında Euro Bölgesi kurtarma paketlerine tepki olarak kurulan ve para birliğinin lağvedilmesini ya da Almanya’nın birlikten çıkmasını savunan AfD’nin kurucu ilkelerinde belirgin bir değişikliğe işaret ediyor.

 

Belgede, reform çabalarının başarısız olması halinde Almanya’nın AB üyeliğinin referanduma götürülmesi öneriliyor.

PARTİ, AB’NİN “EGEMEN ULUSLAR BİRLİĞİNE” DÖNÜŞMESİNİ İSTİYOR

Avrupa Parlamentosu, Federal Meclis ve eyalet meclislerindeki AfD milletvekillerinin kaleme aldığı belgede, AB’nin daha gevşek bir “egemen uluslar birliği” yapısına kavuşturulması hedefleniyor.

 

Taslak, Brüksel’in ulusal politika süreçlerindeki yetkilerini sınırlamayı; göç, AB maliyesi ve sosyal politikalar gibi alanlarda üye ülkelere muafiyet hakkı tanınmasını öngörüyor.

 

Geçen ay yapılan bir toplantıda ele alınan metnin, gelecek yıl düzenlenecek parti kurultayında oylanması bekleniyor.

 

AfD’nin Federal Meclis’teki Avrupa politikaları sözcüsü ve tanınmış euro muhalifi Peter Boehringer, açıklama yapmayı reddetti.

 

Parti Eş Genel Başkanı Alice Weidel ise ağustos ayında kamu yayın kurumu ZDF’ye verdiği mülakatta euroyu “zayıf para birimi” olarak nitelemiş, ancak Almanya’nın ortak para biriminden resmen çıkması çağrısında bulunmaktan kaçınmıştı.

AFD DOĞU EYALETLERİNDEKİ SEÇİM ZAFERLERİYLE YÜKSELİŞTE

AfD, 2015 yılındaki göç hareketinin ardından yürüttüğü kampanyalarla tabanını düzenli biçimde genişletti.

 

Geçen yıl yapılan genel seçimlerde Başbakan Friedrich Merz liderliğindeki Hristiyan Demokratların ardından ikinci sırayı alan parti, 2029 yılına kadar federal hükümete girmeyi amaçlıyor.

 

Federal Anayasayı Koruma Teşkilatı (BfV) partiyi “aşırı sağcı” olarak nitelendirirken, AfD bu değerlendirmeyi reddediyor.

 

Almanya’daki ana akım siyasi partiler ise AfD ile herhangi bir koalisyon işbirliğine yanaşmıyor.

 

Parti son olarak iki hafta içinde ikinci eyalet seçiminden zaferle çıktı.

 

Geçen ay Mecklenburg-Vorpommern eyaletinde yapılan seçimlerde oyların yaklaşık yüzde 38,2’sini alan AfD sandıktan birinci parti olarak çıktı.

 

Eyalette Sosyal Demokrat Parti (SPD) yüzde 35,5 ile ikinci sırada yer aldı.

 

Geçen ay bulguları yayımlanan ve INSA araştırma şirketi tarafından Bild gazetesi adına gerçekleştirilen ankete göre AfD, yüzde 29 oyla ülke genelinde ilk sırada yer alıyor.

MERZ SEÇİM SONUCUNU “FELAKET” DİYE NİTELEMİŞTİ

Öte yandan Başbakan Merz‘in liderliğindeki Hristiyan Demokrat Birlik (CDU), Mecklenburg-Vorpommern’da yüzde 4,9 oy alarak yüzde 5’lik seçim barajının altında kaldı ve meclise giremeyerek 81 yıllık tarihinin en kötü sonucunu yaşadı.

 

Merz, partisinin yönetim toplantısında sonucu “felaket” olarak niteledi ve görevden ayrılabileceği yönündeki spekülasyonlara karşın Başbakanlık görevini sürdüreceğini açıkladı.

 

Berlin eyalet meclisi seçimlerinde ise Sol Parti (Die Linke) yüzde 25,7 ile ilk sırayı alırken, CDU yüzde 18,8 ile ikinci, AfD yüzde 16,3 ile üçüncü oldu. SPD ise yüzde 12,1 oy oranıyla başkent tarihinin en düşük sonucunu aldı.