
Zeynep Dilara Akyürek / Milliyet.com.tr – Ukrayna ve Rusya arasında süren savaş, sivil hedeflerin vurulmasıyla çevre ülkelere de yayılıyordu. Karada vurulan sivil araçların yanında, yanlışlıkla vurulan yolcu uçakları ve her ay Ukrayna İHA’larıyla vurulan ticaret gemileri ise bütün bunların sürekli büyüyen bir çığ olmasına neden oluyordu. Üstelik bu çığ Karadeniz’in kuzeyinde yaşanan savaşı Karadeniz’in güney kıyılarına sahip ülkemize taşıyordu. Pek çok gemi ülkemiz sınırlarında karaya oturuyor, Türk gemileri zarar görüyor hatta Türk denizcileri yaralanıyordu. Can ve mal güvenliğinin yanında karaya oturan gemiler bir de geleceği bizden her gün daha da uzaklaştırıyordu. Akıntı veya hava şartları, geminin aldığı hasar, kontrolsüzce nereye sürükleneceği konusunda belirleyici rol oynuyordu. Ancak yüzde 40’lık kıyı şeridinin Türkiye’ye ait olduğu düşünülünce pek çok geminin de kıyılarımızda karaya oturması kaçınılmazdı. Bu durum büyük bir çevre felaketinin yanında maddi anlamda da büyük zararlar doğuruyordu. Peki ama denizlerimizi, turizm potansiyelimizi ve gemilerimizle yapılan başarılı deniz ticaretini yaralayan İHA saldırılarının çözümü var mı? Kocaeli Üniversitesi Denizcilik Fakültesi Öğretim Üyesi ve Tanker Kaptanı Doç. Dr. Ozan Hikmet Arıcan, Karadeniz’in gemi mezarlığı olmaya giden kaderini Milliyet.com.tr’ye anlattı.

SİLAHSIZ GEMİLER SİLAHLI DRONE’LARIN HEDEFİNDE!
Defalarca, sayamadığımız kadar sivil gemi, Karadeniz’in kuzeyinde süren savaşın hedefi olmuştu. Ukrayna’nın İHA ve drone’ları sürekli 3’üncü bir ülkenin gemisine zarar veriyor, gemiler ağır hasar ve maddi zararla karaya oturuyor ya da kontrolsüzce sürükleniyordu. Ukrayna’ya göre bunlar yalnızca kazaydı. Yani hiçbir gemi isteyerek vurulmamıştı. Öyle ki pek çok ‘kazada’ da Ukrayna tarafı uyarılmıştı. Ancak yine de 4 yıldır süren savaşta özellikle son 1 yılda bu vakalar arttı. Saldırılar bu şekilde devam ederse Karadeniz’in hırçın kıyıları küçük İHA’larla vurulan dev gemilerin mezarlığı haline gelebilirdi. Çünkü deniz koşulları ve yapılan saldırıların konumları hasar alan hayalet gemileri ülkemize doğru sürüklüyordu. Doç. Dr. Ozan Hikmet Arıcan’a göre, “Önce vurulan bir gemi Rusya’ya yakın bir yerde vurulmuş. 5 günde ülkemize kadar gelmiş. Güneyli bir hava varsa güneyden kuzeye doğru bir rüzgâr varsa tabii kuzeye doğru yönelecektir bu gemi. Ama kuzeyden, rüzgâr daha çok alındığı için yüzde 80 ihtimalle vurulan gemiler güneye, ülkemizin Karadeniz kıyılarına doğru ilerleyecektir.” Peki bu gemilerin kıyılarımızda bir gemi mezarlığı oluşturması engellenebilir mi? Doç. Dr. Ozan Hikmet Arıcan şöyle açıklıyor:

SÜREKLİ KARAYA OTURUYORLAR! ‘10 GEMİNİN 3’Ü GELİYOR’
Ukrayna’nın serseri drone’larıyla vurulan başta Türk bayraklı gemiler, bir bir kullanılamaz hale geliyor. Bunun yanında kontrolsüz kalan gemiler, denizlerde seyir güvenliği açısından da tehlikeli bir ortam oluşturuyor. Üstelik vurulduktan sonra terk edilen hayalet gemiler, nereye vuracağı belli olmayan birer mermi gibi kıyılara sürükleniyor. Çoğu da Türk kıyılarına… Sonunda ise Sakarya, Şile ve Samsun’da olduğu gibi gemiler karaya oturarak ağır hasar alıyor ve çevresel risk oluşturuyor. Peki ama vurulan onlarca geminin ne kadarı Türkiye’ye gelebilir ki? Doç. Dr. Ozan Hikmet Arıcan ihtimalleri şöyle anlattı:
“Bu gidişte, saldırılar sürdükçe üst üste karaya vurma sayıları artacak ve hasar ağırlaşacak. Örneğin gemideki personel gemiyi terk ediyorsa pek çoğu şahit oldukları ölüm ve yaralanmalar yüzünden bunu yapmak durumunda kalıyor. Vurulan gemilerin yüzde 25’i insansız kalıyorsa ve gemiler sürükleniyorsa, ayda 10 gemi vurulsa 3 gemi bu tarafa doğru ilerleyecektir. Sık sık gemiler karalarımıza oturuyor, ben bu durumun daha da artacağını düşünüyorum. Savaşın gidişatındaki belirsizlik de bunu tetikliyor.”

TEK GEMİ İÇİN FATURA 150 MİLYON DOLARI BULABİLİR! ‘ORALARA GİTMEMEK LAZIM’
Gemilerin 1 tek gün bile sistemin dışında kalması milyonlarca liralık zarar anlamına gelirken tamamen kullanılamaz hale gelmesi durumda ortaya 150 milyon doları bulan masraflar çıkıyor. Oysa gemiler, karaya oturup ağır gövde hasarı almadan önce demirlenip zarar görmeyeceği şekilde bekletilse zarar bunun 20’de biri kadar olabilir. Peki onarılamaz durumdaki gemilere ne oluyor? Doç. Dr. Ozan Hikmet Arıcan şöyle açıklıyor: “Batırmayı askeri gemilerde daha çok görürüz. Ticari gemilerde hurdaya gönderilme daha yaygın. Ancak hurdalığa gitmeden kurtarabilecekken bir şey yapılmayınca maliyet de büyümüş oluyor. Bu gemiler hasar gördüğünde terk edilince ya da karaya oturana kadar bir şey yapılmayınca hasarın boyutu ve dolayısıyla maliyet de artıyor. Armatör şunu düşünür, ‘ben bu gemiden hiçbir kar elde edemem, bu geminin ticari faaliyetlerini durdurayım, gemi sökümüne göndereyim, zararımı azaltayım.” Peki drone’lar durdurulamıyorsa gemiler nasıl korunacak?

